Yaşı kaç olursa olsun, yatağa bağımlı olmak, o güne kadar her ihtiyacını kendi başına karşılayabilen bir insan için kabullenmesi zor bir durum... Diğer yandan böyle bir hastanın yakını ve bakım vereni olmak da birçok önemli detayı bilmeyi gerektiriyor.

Bireyin kendi gereksinimlerinin bir kısmını veya tamamını kısa ya da uzun süreli karşılayamama durumu, yatağa bağımlılık olarak tanımlanıyor. Omuriliğin yüksek seviyeden yaralanmalarında, omuriliğin veya omurganın tümör veya iltihaplarında, kanamalarda; beyin dokusunda ise çoğunlukla tansiyon, şeker hastalığı, damar sertleşmesinin eşlik ettiği boyun ve beyin damarlarında tıkanma, kanama veya ileri yaşlarda beyin dokusunun küçülmesi sonucu oluşan bunama ile yatağa bağımlılık gelişebiliyor. Söz konusu hasar ne kadar büyükse, yatalak hale gelme riski ve muhtaçlık da o kadar artıyor.

Yatağa bağımlılıktan yeme, içme, banyo, tuvalet, saç bakımı, ağız bakımı, giyinme, hareket etme, güvenliğini sağlama, kişiler arası ilişki kurma, el becerilerini kullanma gibi günlük ihtiyacını bile karşılayamayan ve yatakta kalmış hastalar anlaşılmalı. Bu hastalar, omurilik travmalarındaki gibi genç ve bilinçli (uyanık) veya bunama ve yaygın beyin enfarktlarında (inme) olduğu gibi yaşlı ve bilinç kayıplı (uyuklar halde) olabiliyor.

Evde hasta bakımı, sağlıklı kişilerin hasta ile aynı evi paylaşması anlamına geliyor. Bu nedenle ortamın sağlık açısından güvenli olmasını sağlamak önem taşıyor. Bunun için hasta odasının temiz, aydınlık, düzenli, ısısı (18-25 derece) ve nemi normal (%30-60), hoşa gitmeyen kokulardan arındırılmış, fiziksel tehlike ve yaralanma riskinden, yüksek ses ve kötü görüntüden uzak olması gerekiyor.

Evde hasta bakımı konusunda dikkat edilmesi gerekenler

1. Akciğerler: Sırt bölgesinde yatmaya bağlı olarak oluşan karşı kuvvet, solunum kaslarında zorlanmaya, göğüs kafesinin genişlemesinde azalmaya ve soluk alıp vermede yetersizliğe yol açıyor. Ayrıca yatmaya bağlı olarak sıklıkla akciğerlerin alt bölgelerinde salgı birikimine neden oluyor. Bu birikim atılamadığında oksijen alımı azalıyor ve enfeksiyon oluşumu kolaylaşıyor.

Soluk havasının nemlendirilmesi için odanın buharlandırılması ve ağız yerine burundan nefes almanın teşvik edilmesi; yeterli solunum için derin nefes alma, öksürme ve ıslık çalma egzersizleri; enfeksiyon oluşmaması için de yutma egzersizleri yapılması ve sık ağız bakımı öneriliyor. Ayrıca yumuşatıcı ve bronş genişletici ilaçlardan da faydalanılıyor.  Solunum fizyoterapistinden de yardım alınabilir.

Hasta kendi başına soluyamıyorsa solunum ve salgı atmayı kolaylaştırmak için boğaza bir tüp yerleştirilmesi (entübasyon) veya soluk borusu halkalarının arasından cerrahi olarak delik açılması ve buraya bir kanül yerleştirilmesi (trakeostomi) gerekiyor. Hastanın oksijen ihtiyacı varsa solunan havada oksijen oranını arttıran oksijen tüpü/maskesi bulundurulması gerekiyor.

2. Gözler: Gözün hem beyaz hem de saydam tabakaları kurumaya karşı duyarlı oluyor ve normalde her göz kırpma ile ıslanıyor. Uykuda ise kuruma olmaması için kapalı olması gerekiyor. Özellikle bilinci kapalı hastalarda göz kapakları tam kapanamadığı ve göz kırpma refleksi olmadığı için gözler açık kalabiliyor. Bu durum kornea da denilen saydam bölgede kuruma, ülser, hatta opaklaşma ve körlüğe neden olabiliyor.  En basit göz bakımı için çapak oluşumunun engellenmesi, bu amaçla da her iki gözün serum fizyolojik ve yumuşak bir bezle, burundan şakak yönüne doğru silinmesi yeterli oluyor. Bilinci kapalı hastalarda silmeye ilaveten gözlerin ayrıca dört saatte bir serum fizyolojik veya yapay gözyaşı ile nemlendirilmesi, uyku saatlerinde özel kompres ile kapalı tutulması öneriliyor. Gözde kızarma, sulanma ve kaşınma şeklinde bulgular ortaya çıktığında ise enfeksiyon riskine karşı tıbbi destek alınmalı.

3. Ağız ve dişler: Yatağa bağlı hastaların beslenmelerinden sonra gıda artığı kalmaması için ağzın çalkalanması veya aspiratör ile temizlenmesi gerekiyor, aksi halde bunlar nefes borusuna kaçabiliyor. Kusma olduğunda da hastanın hızla yan yatırılarak kusmuk içeriğinin nefes borusuna kaçmasının engellenmesi gerekiyor. Hastanın bilinci açıksa, en iyi  ağız bakımı diş fırçalama oluyor. Bilinci kapalı hastalarda ise ağız içindeki salgılar, 2-8 saatte bir ya aspire edilerek ya da ağız bakım çubukları kullanılarak temizlenmeli. Dudakların kuruma ve çatlamaya karşı vazelin ya da kremle nemlendirilmesi öneriliyor.

4. Cilt bakımı: Sabit şekilde yatmak ve/veya çarşaftaki buruşukluklar, vücudun sırt, kafa arkası, kuyruksokumu, topuk, ve kalça yanları gibi çıkıntılı temas bölgelerinde yatak yarası açılmasına neden olabiliyor. Gerekli önlemler alınmadığı ve tedavi edilmediği takdirde, küçük bir kızarıklık zamanla hayatı tehdit edebilen derin bir yaraya dönüşebiliyor. Yatak yarası oluşmaması için iki saatte bir pozisyon değiştirilmesi, basınç bölgelerine her gün masaj uygulanması, yatak çarşafında veya döşekte buruşukluğa izin verilmemesi ve her pozisyon değişikliğinden sonra çarşafların iki kişi tarafından karşılıklı olarak gerilmesi gerekiyor. Havalı yataklarda, yatağı oluşturan ve şişip inen hava kabarcıklarının basının devamlılığını engelleyerek yara açılımına engel olduğu biliniyor. Sabunlu suyla silinmesi ve nemlendirilmesi cilt direncini arttırıyor. Hasta yıkanabiliyorsa, küvette ılık suda liflenmesi, saçların ve kıllı bölgelerin temizlenmesi öneriliyor. Pproteinden zengin beslenme de bası yarasını engelliyor. Besleme ve idrar sondası kullanılan hastalarda sondaların düzgün takılması ve doğru aralıklarla değiştirilmesi öneriliyor.

5. Perine (bacak arası): Perine bölgesi sabunlu su ve duru su ile temizlendikten sonra kurulanmalı. Altı bezlenen hastalarda, tuvalet sonrası bezlerin hemen değiştirilmesine, bölgenin ıslak kalmamasına özen gösterilmeli. Silme işleminin temizden kirliye prensibi ile idrar yolundan makata doğru yapılması ve işlem bittikten sonra nemlendiriciler sürülmesi öneriliyor.

6. Dışkılama: Devamlı yatmak veya oturmak dışkılama isteğinin azalmasına veya kaybolmasına neden olduğundan dışkının yumuşatılması ve bağırsak hareketlerinin hızlandırılması gerekiyor. Bu amaçla sabahları ılık su, kuru erik, kayısı, yumuşak ve posalı gıdalar ile lifli mamalar kullanılabiliyor. Yatağa bağımlı hastalarda 2-3 günde bir dışkılama normal olarak kabul ediliyor. Aksi takdirde dışkı yolunun, kuruyarak taşlaşmış dışkı (fekalom) ile tıkanması söz konusu olabiliyor. Dışkılamayı kolaylaştırmak ve bağırsak hareketlerini basitçe  uyarmak için batın masajı, sıcak uygulama ve hafifçe dövme veya günde 1-2 ölçek yumuşatıcı ilaçlar da öneriliyor. Tüm önlemlere karşın yine de kabızlık sürerse, hekime danışılarak lavman uygulanabiliyor.

7. Mesane kontrolü: Hasta kontrollü olarak veya kaçırarak işeyebiliyorsa bir idrar kabı veya alt  bezi ile buna izin verilmesi gerekiyor. Yatağa bağlı bilinci kapalı hastada idrar kaçırılamıyorsa, mesanede  biriken idrar geriye doğru basınçla böbreklerin de idrar ile dolmasına (hidronefroz) ve dönüşümsüz böbrek işlev kaybına neden olabiliyor. Bu hastalarda nedeni anlaşılamayan tansiyon çıkmaları, ateşlenmeler, terlemeler ve huzursuzluk durumlarında idrarın mesanede birikip, hastayı sıkıştırdığını akla getirmek gerekiyor. Bu nedenle, idrarını yapamayan hastalarda bilinç düzeyine bakılmaksızın idrar yoluna sonda uygulanması zorunlu oluyor ancak hastanın uzun vadede sondaya bağımlı kalmaması için bazı önlemler alınabiliyor.

8. Yatak: Hasta yatağının, kalça ve diz bölgesinden eklemli olması oturtma, besleme, pozisyon verme, müdahale etme gibi birçok girişime fırsat tanıyor. Yatağın iki yanının açıkta olması hastaya iki yandan müdahaleye fırsat vereceği gibi özellikle kilolu hastalarda bir başkasından yardım almaya da olanak sağlıyor. Döşek üzerine su geçirmez bir altlık yerleştirilmesi döşeğin uzun süre kullanımına fırsat veriyor.

9. Cinsel hayat: Boyundan ve bazı belden aşağısı felçli genç erkeklerde cinsellik genellikle yaşanamasa da çocuk sahibi olmak istenirse bazı üroloji ve kadın doğum yardımları söz konusu olabiliyor. Sperm örnekleri alınarak dışarıdan dölleme yapılabiliyor. Cinsel yaşamda sertleşme sorunu penis protezleri yardımı ile giderilebiliyor. Kadın hastada ise doğum işleminde kasılma olamayacağından ancak sezaryen ile doğum mümkün oluyor.

10. Kaslar ve eklemler: Hareketsiz kalan kol ve bacaklarda kas ve kemik erimesi ve eklemlerde donmalar kaçınılmaz olduğundan eklemlerin bir fizyoterapist veya yardımcı/bakıcı tarafından pasif olarak esnetilmesi süreci duraklatabiliyor. Bilinci açık hastada ise kasların ve eklemlerin aktif olarak da çalıştırılması gerekiyor. Ayakların ve bacakların sarkmalarını engellemek için de bacakların uyluk düzeyinden yastıkla desteklenmesi, ayaklara ise AFO (ankle-foot orthotic) denilen aletler takılması öneriliyor.

11. Beslenme: Bağışıklık sisteminin ve tüm metabolik süreçlerin çalışmasının sağlanması, dokuların yapımı ve yenilenmesinin desteklenmesi ve diğer yaşamsal işlevlerin sürdürülebilmesinde beslenme büyük rol oynuyor. Beslenmede protein, yağ ve karbonhidrat dengesi kadar sıvı ve mineral (elektrolit) dengesinin de önemli. Bilinçli ve yutma işlevi bozuk olmayan hastalarda beslenme normalden farklılık göstermiyor ancak sık aralıklarla azar azar olması gerekiyor. Diğer grupta ise öncelikle burundan mideye uzatılan bir nazogastrik sonda (NGS) yerleştirmek basit ve etkili bir beslenme yolu oluyor.

Ancak NGS’nin 2-3 aydan uzun tutulmaması gerekiyor ve eğer daha uzun kullanım ihtiyacı varsa PEG (perkütan endoskopik gastrostomi) denilen bir sonda ile doğrudan karın cildinden mideye küçük bir cerrahi işlem ile ulaşılabiliyor. Her iki tip sondada da büyük hacimli enjektörler ile veya yoğun bakım şartlarında kullanılan besleme pompaları yardımı ile besleme yapılıyor. Evde hazırlanacak süt, yumurta, bal karışımı, et suyu çorba, ayran, süt veya blender’dan geçirilmiş parçalanmış/ sıvılaştırılmış gıdalar kullanılabileceği gibi çeşitli tipte hazır mamalar da kullanılabiliyor.

12. Pıhtı gelişmesi: Kanı kalbe doğru itmekte bacak kaslarının kasılarak yaptığı yardım, felçli hastalarda olanaklı olmadığından özellikle bacaklardaki toplardamarlarda pıhtı oluşabiliyor. Pıhtı damardan kopup hareketlendiğinde, pıhtının büyüklüğüne ve gittiği organlara bağlı olarak (beyin, kalp, akciğer vb) tam veya kısmi tıkanmaya ve ani ölümlere neden olabiliyor. Bunu engellemek için bacaklara pasif hareketler yaptırmak gerekiyor.

Bacağı kalçadan yukarı kaldırıp, ayaktan kalçaya doğru elle sıvama yapılarak damarlar boşaltıldıktan sonra diz üstüne kadar çıkan antiembolik çoraplar, elastik bandajlar takılabiliyor. Yaşlı hastalarda kan sulandırıcı ilaçlar da kullanılabiliyor.

13. Enfeksiyonlar: Yatalak hastalarda sık görülen enfeksiyonlar özellikle direnci düşük yaşlılarda hayati sonuçlara neden olabiliyor. En sık akciğer enfeksiyonlarına rastlanıyor  ve  önlemek için beslenme sırasında gıdaların boğaza kaçmamasına ve ağız bakımına  dikkat etmek gerekiyor. İdrar sondasının yeterli sürede değiştirilmemesi idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Cilt yaraları ve ayak parmakları arasında mantar oluşması da enfeksiyon nedeni oluyor. Hasta bakımı yapan kişinin ellerinin bakım öncesi ve sonrası sabunla yıkanıp tek kullanımlık havlularla kurulanması dışarıdan gelecek bulaşı engelliyor.

14. Sinir zedelenmeleri: Yatalak hastalarda, yatış yerinin altına gelen bölgelerde sinir basıları oluşabiliyor. Bu durum en sık dizin dış tarafında, dirseğin içinde, el bileğinde ve kasıkta görülüyor ve engellemek için ilgili bölgelerin yastıkla desteklenmesi gerekiyor. Özellikle yüzükoyun yatan hastalarda gözlerin de baskı altında kalabileceğini unutmamak gerekiyor.

15. Psikiyatrik destek: Normal hayatın her imkanından yararlanan, hareket edebilen, günlük ihtiyacını kendisi bağımsız giderebilen bir kişinin, aniden veya zamanla gelişen bir hastalık nedeni ile yatağa bağımlı hale gelmesi psikolojik yardımı gerektirebiliyor. Özellikle bilinci açık genç hastalarda durumu kabullenmek çok daha zor olabiliyor.

Ruhsal rehabilitasyon ve desteklemenin hastaya özel değerlendirmeler yapılarak gerçekleştirilebiliyor. Bu amaçla bilgisayarlar ile sanal ortamlar, TV, kitap, müzik, 3D gözlükler, yaptırılabiliyorsa bazı basit meşguliyetler kullanılabiliyor. Sorun sürerse psikolog/psikiyatrist yardımı ile psikoterapi ve/veya ilaç tedavisi alınabiliyor.

Yukarıda sıralanan bu önlemlerle yatağa bağlı kalmış hasta, esas hastalığının tedavisi esnasında hastalığı dışında sadece yatmaktan dolayı gelişebilecek komplikasyonlardan korunabiliyor. Böylece, sinir dokusunda zedelenme oluşturan ana hastalık iyileştiğinde hastada yatağa bağımlılıktan dolayı gelişebilecek dönüşümsüz kusurların gelişmesi engellenebiliyor. Bu amaçla da beyin cerrahisi, nöroloji, fizik tedavi, plastik cerrahi, göz, göğüs hastalıkları, yoğun bakım/anestezi, gastroenteroloji, ortopedi, genel cerrahi gibi branş hekimleri bu süreçte gerekli olabiliyor.

Prof. Dr. Murat Servan Döşoğlu
Bayındır İçerenköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölüm Başkanı





Bayındır Hastanesi
x

Randevu Al

* listenenler dışındaki tarih ve saate randevu almak istiyorsanız lütfen 0850 911 0 911 numaralı çağrı merkezimiz ile iletişime geçebilirsiniz

Verdiğim kişisel veri ve iletişim bilgilerimin, Bayek Tedavi Sağlık Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş., Penta Sağlık Hizmetleri A.Ş., Bayek Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş. (hepsi birlikte Bayındır Sağlık Grubu olarak anılacaktır) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında Aydınlatma Metninde belirtilen amaç ve bağlı amaçlar dahilinde işlenmesine ve aktarılmasına muvafakatettiğimi beyan, kabul ve taahhüt ederim.

Bayek Tedavi Sağlık Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş., Penta Sağlık Hizmetleri A.Ş., Bayek Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş. (hepsi birlikte Bayındır Sağlık Grubu olarak anılacaktır) tarafından her türlü bilgilendirme, etkinlik, duyuru, anket, tanıtım, açılış, davet vb. hatırlatmaları ile diğer sair iletişim çalışmaları kapsamında tarafıma ticari elektronik ileti (arama, SMS, e-posta vb.) gönderilmesini kabul ediyorum.

Lütfen Üstteki Kutucuğu işaretleyiniz!

Hastanemizde kaydınız var ise direkt randevu alabilmek için tıklayınız

yukarı git