Cam kadar nadir olan kalbimiz, hastalıklar nedeniyle ya da zayıflayarak görevini yerine getiremez duruma gelebilir. Hastalıkların dışında aniden kaybedilen sevilen bir yakının olması, kalp kaslarını aynı enfarktüs geçirmiş gibi bozar. Bu duruma kırık kalp sendromu adı verilir. 

Modern tıp, bize bugün kalp hastalığının kader olmadığını, önlenebilir bir hastalık olduğunu söylüyor. Akıllı, bilinçli ve hayatı seven, yaşama sevinci ile dolu olan kişinin kalp kırıklığı yaşaması çok düşük bir ihtimaldir.

Kalbi koruyan 6 S kuralına dikkat!

1 - Sevgi


Kötü düşünceler kalbinizi de yorar: Sevgi içimizi ısıtır, kalplerimizi iyileştirir. Bugün artık biliyoruz ki husumet, kıskançlık ve kötü duygular ömrümüzü kısaltıyor. Bu tür duygular hormonal sistemimiz üzerindeki değişiklikler nedeni ile kalbimizi yoruyor. Sevgi dolu, hoşgörülü ve affedici olmak huzuru getirdiğinden sağlığımız için vazgeçilmez. Huzurlu bir insanda kalbi yoran adrenalin ve kortizon gibi stres hormonları salınmadığından uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek mümkün oluyor. Stres ve kötü duygular kalbimiz üzerinde sanki bir damarımız tıkanmış ve kalp krizi geçirmişiz gibi ciddi yan etkilere yol açıyor. Ani üzüntü ve stres sonrası “kırık kalp” sendromu gelişiyor ve ağır bir kalp yetmezliğine giriyoruz. Bu nedenle sevgi yaşamımızın olmaz ise olmazı olmalı.

 

2 - Sağlıklı beslenme


Mutfağınıza renk ve aşk katın: Beslenme konusundaki bilgiler oldukça fazla ve kafa karıştırıcı. Yazılı ve sosyal medya bu konuda oldukça yoğun ve fakat güvenilirliği net olmayan birçok bilgi veriyor ve kafamız sürekli karışıyor. Aslında tıp literatürüne baktığımız zaman mucizevi bir yiyecek olmadığını görüyoruz. Hiçbir besine aşırı anlam yüklenmemeli ve her sağlıklı besini makul miktarlarda tüketmeliyiz. Sağlıklı besin dediğimiz zaman doğal ortamlarda ve geleneksel yöntemlerle yetiştirilen, katkı maddesi olmayan besinlerden bahsediyoruz. Mucizevi bir besin yok ancak tıp literatüre kalp sağlığı açısından Akdeniz – Ege mutfağının mucizevi bir etki gösterdiğini söylemektedir. Ülkemiz bu mutfak açısından çok şanslı ve Türk insanı bu şansı çok iyi kullanmalı. Her türlü yeşillik, sebze, meyve, baklagiller, balık, zeytin, zeytinyağı, ceviz ve fındıktan zengin bu mutfak ömür uzatan tek mutfak.

 

3 - Spor


Sevgi dolu kalbin sırrı spor: Artık uzun ve sağlıklı bir yaşamın olmaz ise olmazının spor olduğu tartışılmaz bir gerçek. Spor derken illa spor salonlarında spor yapmaktan bahsetmiyorum, her türlü hareket, açık havada tempolu yürümek (günde atabildiğiniz kadar adım), yazın yüzmek ve sürekli gün içinde hareketli olmak da aslında spor demek. Bütün gün ofiste çalışanlar asansör yerine merdiven kullanmalı. Tembellik için değil sürekli hareket etmek için bahaneler yaratmalıyız. Evimize, işimize giderken bir durak önce inip yürüyebiliriz. Hastalarımdan sıkça duyduğum bir serzeniş de şu; hocam ben 78 yaşındayım evin içinde bile dolaşırken yoruluyorum, sürekli halsiz ve yorgunum, ancak aynı yaştaki arkadaşım her gün 5 kilometre yol yürüyor, neden ben yürüyemiyorum. Nedeni çok basit. Gençliğinden beri sürekli spor yapan insanlar 100’lü yaşlara kadar vücutça aktif oluyorlar. Eğer spor hayatımızın bir parçası olmaz ise bir süre sonra vücutlarımız o hiç yaşlanmayan ruhumuza ihanet etmeye başlıyor. Kalp, beyin ve vücut sağlığı için spor hayatımızın olmaz ise olmazı olmalı. Spor bütün kötülüklerin düşmanıdır. Spor kiloyu korur, kan şekeri, tansiyon ve kolesterolü düşürür, kas gücümüzü koruyarak 80’li yaşlarda bile hem aktif olmamızı sağlar hem de bizi kalp hastalığından korur.

 

4 - Sorumluluk


Yardım edin, huzurlu olun: Sorumluluk duygusu aslında disiplinli bir yaşamı ifade ediyor bana göre. Kendimize, sağlığımıza, ailemize, işimize ve topluma karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirmek, ruhumuzu beslediği için uzun yaşamın gizli sırlarından biri olarak kalıyor. Özellikle de sosyal sorumluluk projelerine katılmak hem kalbimizi hem de ruhumuzu besliyor ve bizi daha iyi bir insan yapıyor. İyi bir insan olmak da vicdanımızı rahatlatıp, huzur bulmamıza yardımcı olduğundan kalplerimizi ısıtarak uzun yaşamamızı sağlıyor.

 

5 - Sanat


Sanatla kalbinizi doyurun: Bir sanat dalı ile uğraşmak ya da haftada en az bir gün konser, sergi, tiyatro gibi etkinliklere katılmak hem günlük hayatın stres ve rutininden kurtulmak, hem de sanatın iyileştirici gücünden yararlanmak anlamında kalbimizi dinlendirir ve diri tutar. Hayatın sadece iş ve ev arasında geçen rutin bir süreç olmadığını, sanatla zenginleştirdiğimiz zaman çok daha tatmin edici olduğunu hatırlamalıyız. Hayat iş ile uyku arasına sığdırabildiğimiz şeylerden oluşur aslında. Sanatı hayatımızın bir parçası haline getirelim. Kalbimize olan olumlu etkilerini göz ardı etmeyelim.

 

6 - Seyahat


Kendinizi yeniden keşfedin: Hepimiz kendimizi günlük koşuşturmaların içine o kadar kaptırmışız ki kendimizi yaptığımız iş için vazgeçilmez sanıyoruz. Halbuki mezarlıklar kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla dolu. Bana göre seyahat o aşırı anlam yüklediğimiz işlerimizden başımızı kaldırıp yeniden doğmanın ve kendimizi keşfetmenin en önemli yollarından biri. Dünyayı gezerek, gözlemleyerek aslında kendimizi de güncellemiş oluyoruz bir bakıma. Ruhumuzu, beynimizi ve kalbimizi kısa süreyle de olsa yeni kültürler, insanlar, mutfaklar ve kentler görerek zenginleştirmek topyekûn bir sağlık dopingi aslında.

 

Prof. Dr. Timur Timurkaynak
Bayındır İçerenköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı





Bayındır Hastanesi
x

Randevu Al

* listenenler dışındaki tarih ve saate randevu almak istiyorsanız lütfen 0850 911 0 911 numaralı çağrı merkezimiz ile iletişime geçebilirsiniz

Hastanemizde kaydınız var ise direkt randevu alabilmek için tıklayınız

yukarı git