“Güneşin altında sere serpe yatmayacaksam  tatile çıkmanın ne anlamı var?” demeyin, cildinizin hem tatilde hem de hayat boyu sağlıklı kalması için uzmanların önerilerine kulak verin.
Havaların ısınması, güneşli günlerin gelmesiyle hem terlemeye hem de güneş ışığına bağlı dermatolojik rahatsızlıklarda artış görülebiliyor. Özellikle güneş maruziyeti ile erken dönemde ortaya çıkan güneş yanıkları ve güneş alerjileri kişilerin yaşam kalitelerini bozabiliyor. Uzun kış döneminden çıkıp açık alanlarda daha fazla vakit geçirmek insana kendini iyi hissettirse de bütün kış boyunca örtülü kalmış olan cilt alanlarının kontrolsüz güneş maruziyeti ile cilt yanıkları ve reaksiyonları gelişebiliyor. Bayındır Hastanesi Söğütözü’nden Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Öztaş ile yaz aylarında rastlanan cilt hastalıklarını konuştuk.
GÜNEŞ YANIKLARI
Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Öztaş, ultraviyole ışınlarına (UV) maruziyetin erken görülen yan etkisinin kızarıklık, cildin su toplaması ve bronzlaşma olduğunu belirterek, “Yeryüzüne düşen UV ışınları dalgaboylarına göre UV-A ve UV-B olarak ayrılıyor. Her iki UV ışını da güneş yanığı yapabilmekle beraber UV-B nin güneş yanığı yapıcı etkisi UV-Aya göre daha fazla. UV-A yanığında kızarıklık ve su toplaması daha erken saatlerde ortaya çıkarken UV-B yanığı maruziyetten altı ile 24 saat sonra en yüksek seviyesine ulaşıyor” diyor.
Güneş yanığının başlıca belirtisi ciltte kızarıklık, damar genişlemelerine bağlı ısı artışı ve su toplamaları oluyor. Güneş yanığı üç evreye ayrılıyor. Birinci derece yanıkta kızarıklık, ikinci derece yanıkta ciddi kızarıklık ve su toplamaları, üçüncü derece yanıkta ise bunlara ek olarak deri ülserasyonu görülüyor. Cilt bulgularına ek olarak ateş ve titreme, nadir de olsa ciddi olgularda bulantı kusma da eşlik edebiliyor. Yanığın ciddiyetine bağlı değişmekle beraber üç gün ile üç hafta içerisinde kepeklenme-soyulma ile geriliyor. Doç. Dr. Öztaş, tedavide ilk adımın güneş maruziyetinin kesilmesi olduğunu belirterek, “Ardından nemlendirici kremler uygulanmalı. Yanığın ciddiyetine göre başvurulan hekimler farklı tedavi alternatifleri önerebilir. Tablo ciddileştikçe bir sağlık merkezine başvurulmasını öneriyoruz”diyor.
Güneşin ciltte yarattığı hasarın cilt kanserlerini tetiklediği biliniyor. Doç. Dr. Öztaş, kanser gelişiminde geçirilmiş güneş yanıklarının etkisinin bilindiğini belirterek şunları söylüyor: “Uzun süreli güneş maruziyeti,melanom dışı deri kanserleri riskini artırırken 11 ay ofiste çalışıp bir ay kontrolsüz güneş maruziyetinin ise melonomayı arttırdığı biliniyor. Güneşin uzun dönemdeki yan etkileri arasında deri kanserleri, kanser öncüsü olabilecek keratozlar (deri kalınlaşmaları, boynuzlaşmaları), erken yaşlanma ve derin kırışıklıkları da bulunuyor.”
PİŞİKLER
Artan ortam ısısı sonucu ter bezlerinden daha fazla ter üretiliyor ve böylece vücudun doğal ısısı korunuyor. Ancak fizyolojiyi sağlamak amaçlı oluşan bu durum özellikle kıvrım bölgelerinde kızarıklık ve pişik benzeri değişikliklere yol açabiliyor. Basit pişik şeklinde başlayabilen bu tablolar zaman içerisinde ikincil mantar enfeksiyonlarının eklenmesi ile daha karışık bir yapıya bürünebiliyor. Bundan korunmak için terin ciltte kalmasını engellemek gerekiyor.
MANTARLAR
Doç. Dr. Pınar Öztaş, mantar enfeksiyonları yıl boyunca görülebileceğini ancak terlemenin artması ve ıslak kalma ile enfeksiyon sıklığının arttığını belirtiyor. Tırnak ve ayak mantarlarının görüntü açısından hoş olmaması nedeniyle yazın açık ayakkabı giymek isteyenler dermatoloji kliniklerine daha fazla başvuruyor. Ciltte kızarıklık ve kepeklenmeyle seyreden mantar hastalıklarında kaşıntı da yaşanabiliyor ancak kaşınmadığı için mantar olmadığını düşünmek yanlış oluyor. Tırnaklarda genellikle kalınlaşma, boşalma ve şekil değişikliği görülüyor. Mantar enfeksiyonları insandan, hayvandan ya da topraktan bulaşabiliyor ve aile içinde bulaşma daha sık oluyor.
ALERJİLER
Güneş alerjilerinin sıklığı özellikle bahar ve erken yaz döneminde artıyor. Güneş teması sonrasında ciltte genellikle kızarıklık ve kaşıntı şeklinde kendisini gösteren alerjiler, cilde uygulanan diğer maddelere, kremlere, parfümlere karşı da gelişebiliyor. Güneşten koruyucuların içerisindeki bazı maddelere karşı da duyarlılık oluşabildiğini söyleyen Doç. Dr. Öztaş, “Bazen gerek sürülen maddelerin gerekse de başka sebeple kullanılan ve tedavi amaçlı alınan ilaçların da ciltte güneşe karşı duyarlılığı artırdığı biliniyor. Yaz döneminde böcek ısırıkları da artış gösteriyor. Bazı kişilerde hafif kaşıntı ile seyreden ısırıklar, bazılarında şiddetli kızarıklık ve kaşıntıya neden olabiliyor” diyor.
LEKELER
Cilt lekelerini oluşturan nedenlerden biri de güneş maruziyeti oluyor. Doğal cilt rengi buğday ve daha koyu olanlarda cilt daha kolay lekeleniyor. Ayrıca çeşitli hormonal değişiklikleri olanlarda, gebelerde ya da bazı ilaç kullanımına ikincil lekeler de olabiliyor. Bu kişilerin güneşten korunması gerekiyor.
Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Pınar Öztaş:
“Cilt kanserleri melanom ve melanom dışı deri kanserleri olarak ikiye ayrılıyor. Her iki tip kanserde de UV başlıca etken oluyor. Ancak sadece UV değil aynı zamanda genetik yatkınlık, çeşitli ve genellikle doğuştan gelen deri hastalıkları (xeroderma pigmentozum gibi), geçirilmiş yanıklar, radyasyon ve diğer çevresel faktörler de deri kanserlerine yol açabiliyor. Günümüzde bazı virüslerin de kanserojen olabileceği biliniyor. Açık renk tenli, açık renk göz rengine sahip kişiler ile kolay yanıp zor bronzlaşan ya da hiç bronzlaşamayan kişilerde kanser riski diğerlerine göre daha fazla oluyor. Erken tanıda kanserin cerrahi yöntemle çıkarılarak tedavi edilme şansı yüksek. Korunma amaçlı güneşten koruyucuların düzenli ve yeterli miktarda kullanılması ve diğer organ kanserlerinden korunmakta olduğu gibi özellikle antioksidanlardan zengin sağlıklı bir diyet ve yaşam tarzı öneriliyor.”

Güneş bu hastalıklara iyi geliyor

Güneş ışınlarının asırlar boyunca çeşitli cilt hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını belirten Doç. Dr. Pınar Öztaş, “Bunların başlıcaları sedef, egzema, ve vitiligodur (ala hastalığı). Ancak kontrolsüz güneş ışığı maruziyeti yerine dermatoloji kliniklerinde bulunan, dalga boyları ve süreleri kontrol edilebilen fototerapi ünitelerinde bu tedaviler yapılıyor. Bu şekilde UV’nin tedavi edici özelliğinden faydalanılırken yan etkileri en aza indirilmeye çalışılıyor.”
Bayındır Hastanesi
x

Randevu Al

* listenenler dışındaki tarih ve saate randevu almak istiyorsanız lütfen 0850 911 0 911 numaralı çağrı merkezimiz ile iletişime geçebilirsiniz

Hastanemizde kaydınız var ise direkt randevu alabilmek için tıklayınız

yukarı git