Dünyada serviks (rahim ağzı) kanseri en sık görülen kadın kanserlerinde yer almaktadır. Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hem sıklık olarak hem de bu kansere bağlı ölüm riskinde yüksek sıralarda yer almaktadır. Serviks kanseri ülkemizde KETEM ve Globocan verilerine göre en sık görülen kadın kanserlerindendir. KETEM tarafından yayınlanan 2017 istatistiklerine göre en sık görülen 9'uncu kanser olarak karşımıza çıkmaktadır. Genel olarak genç ve orta yaşlı kadınlarda görülen bu kanser tipi geç evrede tespit edildiğinde, tedavisi güç ve şifa oranı düşüktür. Hem erken teşhisi hem de önlenmesi ise günümüz koşullarında mümkündür.

Serviks, yaygın bilinen adı ile rahim ağzı kanseri köken olarak %99.7 vakada bir virüs ile ilişkilidir. HPV olarak bilinen insan papilloma virüsü en sık cinsel yolla, insan salgısının teması yoluyla bulaşır. İnsanlarda kansere yol açan birçok virüs bulunmaktayken, insan papilloma virüsü (HPV) en çok rahim ağzına yerleşir. Kırktan fazla tipi olan bu virüsün yaklaşık 15 cinsinin kansere yol açtığı bilinmektedir. Özellikle HPV 16 ve 18, tüm serviks kanserlerinin yaklaşık %70’inden sorumludur. Bu virüs serviks kanseri dışında, kadınlarda ve erkeklerde genital bölgede yerleşerek siğil oluşumuna; anüs bölgesinde yerleşerek yine siğil oluşumuna ve anüs kanserine, boğaz bölgesine yerleşerek ağız-boyun kanserlerine sebep vermektedir. HPV virüsü bir DNA yapısında genetik materyal içeren özelliktedir. Virüs kapıldığında bu virüs DNA’sı insan hücre çekirdeğine yerleşerek insan DNA’sı ile birleşir. Ve kolaylıkla kendi DNA’sını insan genetik materyalinin içine sokarak normal DNA yapısının farklılaşmasına ve kanserojen bir durum oluşmasına sebebiyet verir.

Serviks kanseri için en sık etken HPV’dir. Erken yaşta cinsel hayatın başlaması, çoklu cinsel partnere sahip olma, HPV taşıyıcısı cinsel partner ile ilişki, erken yaşta doğum yapma (<20yaş) ve çok doğum yapma (>3), bağışıklık sisteminde baskılanma, başka cinsel yolla bulaşan hastalık kapmış olma HPV ile bulaş riskini ve HPV’ye bağlı serviks kanseri riskini artıran faktörlerdir. HPV’den bağımsız olarak sigara içiciliği, uzun süre doğum kontrol hapı kullanma da risk teşkil etmektedir. Kondom kullanımı kadınlarda serviks kanserini %100 önlememekteyken, eşi sünnetli olan kadınlar serviks kanserine daha az rastlanmaktadır.

Serviks kanseri yavaş ve sinsi olarak gelişir. Bulaş sonrası kanser gelişimine kadar ciddi bulgu vermeyebilir. Yine erken aşamalarda vajinal kanama, cinsel ilişki sonrası kanama, kanlı akıntı, kötü kokulu vajinal akıntı en sık görülen erken dönem şikayetler olarak sıralanabilir. Hastalık ilerledikçe alt karın ağrısı, idrar yaparken baskı hissi, idrarı tam boşaltamama, idrarda kan görme gibi ek bulgular ortaya çıkabilir.

Serviks kanserinde HPV’nin yarattığı bu hasar tek aşamada gerçekleşmez ve zaman alır. İlk olarak kapılan virüs serviks bölgesinin özellikle transformasyon bölgesi denilen hücre grubunu kendine hedef alır ve yerleşir. Ardından kendi genetik materyalini bu hücreye taşır ve bağlanır. Vücut tarafından bu virüsün bir kısmı bağışıklık sistemi tarafından yok edilir ise kalıcı hastalık gerçekleşmez. Ancak her zaman bağışıklık sistemi o denli başarılı olamaz ve virüs kalıcı hale gelir. Kalıcı hale gelen HPV insan DNA’sının hücre çoğalma sinyallerini bozarak hücreyi yapısal olarak değişime uğratır, kanser süreci başlar ve oluşan kanser hücreleri çoğalarak etrafa ve vücuda yayılır.

Bu kanser gelişme aşamaları zaman aldığı için serviks kanserinde erken tanı şansı yüksektir. Erken tanı ile amaç hastalık şikayet oluşturmadan, vücuda yayılmadan, kolayca ve az zahmetli şekilde tedavisini sağlamaktır. Serviks kanserinde tarama amaçlı kullanılan 2 test bulunmaktadır. Bunlardan biri Pap smear (pap sürüntü) testi diğeri ise HPV tayini testidir. Ülkemizde her iki tarama testi de kullanılmaktadır. Pap sürüntü testi kadın doğum muayenesi esnasında rahim ağzından ağrısız şekilde ince bir fırça ile hücrelerin alınıp uygun ortamda mikroskop altında incelenmesine dayalı bir testtir. HPV tayini ise yine aynı anda farklı bir fırça ile alınan dokuda HPV varlığı ve varsa cinsinin tespiti ile yapılmaktadır. Her iki yöntem de Bayındır Söğütözü Hastanesi'nde diğer tüm kanser tarama programları gibi hali hazırda uygulanmaktadır.

Bu tarama testleri ile şüpheli bir durum ortaya konulur ya da HPV testinde özellikle yüksek kanser riski taşıyan HPV 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, and 68 tipleri saptanacak olursa ikinci aşama kolposkopi denen yöntemle serviksin incelenmesine dayanır. Kolposkopinin ehil ellerde, deneyimli bir Jinekolog onkolog (kadın doğumun kanserleri ile ilgilenen ve ameliyatını yapan yandal hekimleri) tarafından yapılması tanı konulması ve hatta çok erken lezyonların tedavisinde çok önemlidir. Uygun koşullarda yapıldığından ağrısız olan bu işlem, en konforlu şekilde hastanemiz bünyesinde hizmet veren deneyimli ekibimiz üyesi Sayın Prof. Dr. Ömer Çobanoğlu tarafından yapılmaktadır. Bu yöntemle hem şüpheli alan ayrıntılı incelenir, hem biyopsi alınmasına imkan verir.

Serviks kanserinde bu yöntemlerle taramanın ve tanı koyulmasından ardından tedavi kararı yine deneyimli bir ekibin tümör konseyinde tartışılarak verilmelidir. Serviks kanseri ameliyat edilebilecek aşamada saptandığında tamamen iyileşir. Ancak ameliyatın doğru yapılması hem hastalığın doğru tedavi edilmesi için hem de ameliyat sonrası yaşanabilecek kalıcı hasarların önlenmesi için önem taşımaktadır.

Ameliyat için uygun olmayan daha ileri evrede saptanan serviks kanserinde tedavi radyoterapi (dışarıdan yapılan ışın tedavisi) ve beraberinde verilen kemoterapiye dayanır. Yine bu yöntemle ile tam şifa sağlamak mümkündür. Bu aşamada yapılacak ışın tedavisi diğer organları koruyacak şekilde tümörlü dokuya etki edecek şekilde ayarlanır. Ancak beraberinde verilen kemoterapi ışın tedavisinin etkinliğini, faydasını katlandırarak tüm tümörlü hücrelerin ölmesine yardımcı olmaktadır.

Az sayıda bir hasta grubunda serviks kanseri yaygın evrede yayılmış halde tespit edilir. Bu aşamada ise tedavi kemoterapi ve serviks kanserinde kullanımı onaylı damar yapısını bozarak etki eden (antianjiojenez) antikor bazlı ilaçlar ile yapılır. Bu kemoterapi ve antikor ilaçlarının (bireyselleştirilmiş tedavi) doğru uygulanması ile yaygın evre bile olsa; hastanın yaşı kaç olursa olsun; hastalıkta gerileme saptanması, şikayetlerde azalma, hayat kalitesinin artması mümkündür. Doğru şekilde yönetilecek bu bireyselleştirilmiş kanser tedavisi ile yan etki yaşanmaksızın tedavi şansı bulunmaktadır.

Serviks kanseri yaklaşık %99,7 vakada virüsle bulaşan virüsle oluşan bir hastalıktır. HPV virüsü en büyük etken olduğundan 30 yıldan fazla süredir HPV2'ye karşı aşı geliştirme çabası devam etmektedir. En sık görülen ve siğiller ile kanser etkeni olabilecek HPV tiplerine karşı geliştirilmiş bivalan (2'li), quadrivalan (4'lü) ve 9 valanlı aşılar bulunmaktadır. Bu aşılardaki sayı artışı (valan) etki ettikleri HPV tipi sayısına işaret etmektedir. Bivalan aşı kanserlerin yaklaşık %70’inden sorumlu HPV 16 ve 18 antijeni içerir ve onlara karşı koruyucudur. Dörtlü aşı HPV 6-11-16-18 cinslerine karşı koruyucudur. Dokuzlu aşı ise HPV 6-11-16-18’e ek olarak HPV 31,33,45,52 ve 58’e karşı da koruma sağlar. Bu sayede %90’ın üzerinde risk oluşturan HPV etkeninin daha bulaşmadan önlenmesi amaçlanmaktadır. Bu aşıların hepsi sadece virüs proteini içerir, DNA içermez. O nedenle HPV bulaştırma kanser yapma gibi riskler yoktur. 2006 yılından beri bu aşılar ile ilgili veri birikimi ve uygulaması bulunmakta olup hem kansere hem siğillere karşı korumadaki faydası kanıtlanmıştır. Ayrıca yan etki açısından da güvenilir olduğu gösterilmiştir.

HPV’ye karşı aşılama hem kadınlara hem erkeklere önerilmektedir. Kız ve erkek çocuklarında 11-12 yaşında aşılama başlanması ve 2 doz olarak uygulanması önerilmektedir. 13-15 yaşından sonra yaş sınırı olmaksızın uygulanabilir ancak 3 doz olarak yapılmalıdır. Daha önceden HPV tanısı koyulması, cinsel hayatın başlamış olması, erken kanser tanısı olmak, serviks kanserinden iyileşmiş olmak HPV aşısı olmaya engel değildir. Çünkü birçok HPV tipi vardır ve aşılar birçoğuna karşı ayrı ayrı koruma sağlamaktadır. 

Serviks kanseri önlenebilen, erken tanı konulabilen ve erken teşhis ediğinde tam olarak iyileşebilen bir hastalıktır. Bu nedenle farkındalığın artması, kişini kendini koruma yollarına başvurması için en önemli adımdır. Çoğunlukla virüs ile bulaşan bu hastalıkla savaşmak ve onu tarihe kazımak elimizde.

Doç. Dr. Ece Esin
Bayındır Söğütözü Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı

13.01.2023




loading
x

Randevu Talebi Oluşturma

* listenenler dışındaki tarih ve saate randevu almak istiyorsanız lütfen 0850 911 0 911 numaralı çağrı merkezimiz ile iletişime geçebilirsiniz

Verdiğim kişisel veri ve iletişim bilgilerimin, Bayek Tedavi Sağlık Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş., Penta Sağlık Hizmetleri A.Ş., Bayek Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş. (hepsi birlikte Bayındır Sağlık Grubu olarak anılacaktır) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında Aydınlatma Metninde belirtilen amaç ve bağlı amaçlar dahilinde işlenmesine ve aktarılmasına muvafakatettiğimi beyan, kabul ve taahhüt ederim.

Bayek Tedavi Sağlık Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş., Penta Sağlık Hizmetleri A.Ş., Bayek Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş. (hepsi birlikte Bayındır Sağlık Grubu olarak anılacaktır) tarafından her türlü bilgilendirme, etkinlik, duyuru, anket, tanıtım, açılış, davet vb. hatırlatmaları ile diğer sair iletişim çalışmaları kapsamında tarafıma ticari elektronik ileti (arama, SMS, e-posta vb.) gönderilmesini kabul ediyorum.

Lütfen Üstteki Kutucuğu işaretleyiniz!

Hastanemizde kaydınız var ise direkt randevu alabilmek için tıklayınız