Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen ve ilerleyen evrelerde görme kaybına yol açabilen glokom, 40 yaş sonrası herkesin dikkat etmesi gereken tehlikeli ve sinsi bir hastalıktır. Göz içi basıncı yükseldiğinde gözün ağ tabakasından beyine sinyaller taşıyan göz siniri hücreleri hasarlanır. Glokom nedeniyle oluşan bu tahribat önlenebilir görme kayıplarının en önemli nedenlerinden biridir. 

 

Tedavisiz kalan gözlerde vakit geçtikçe beyne sinyal taşıyan hücre ölümü artar, hücreler görme işlevini gerçekleştiremez ve beynimize bilgi taşıyamaz. Görülmeyen alanlar erken dönemde çevresel görmeyi etkilediği için şikâyet yaratmaz. Hastalar görme merkezde etkilenene kadar görme kaybını fark etmez ve bu nedenle göz doktoruna ancak geç dönemde başvururlar.

 

Göz tansiyonu kişiye göre değişir


Göz içi basıncı, aköz hümör adı verilen göz içi sıvısı tarafından oluşturulur ve normal göz sağlığı için gereklidir. Aköz hümör gözün damar tabakası içinde üretilir. Göz içindeki sıvı yapımı ile sıvının dışa akımı arasındaki denge bozulduğunda basınç artışı başlar ve bu artış görme siniri üzerinde harabiyet yaratır.

 

Normal göz içi basıncı kişiye özel bir değerdir. Göz siniri üzerinde harabiyet yaratmayan ve görme alanında kayıp yaratmayan basınç ‘normal’ olarak kabul edilir. Genellikle 9 mmHg alt sınır ve 22 mmHg üst sınır olarak değerlendirilir. Glokom oluşumunda tek risk faktörü göz içi basınç yüksekliği değildir.

 

Sinsi hastalık glokom


Her göz tansiyonu yüksekliği glokom olduğu anlamına gelmez. Göz tansiyonu göz sinirinde hasarlanma ve görme alanında kayıp yapmıyorsa, yüksek olsa da glokom olarak kabul edilmez, ancak bu hastalarda glokom gelişme riskini arttırır. 

 

Glokom için hastaların hiçbir şikayeti olmayabilir. Genellikle rastlantı sonucu göz muayenesinde saptanır. Göz içi basıncı çok yükseldiğinde şiddetli ağrı olur. 

 

Ailede glokom tanısı olan bireylerde risk artar. Bu hastalarda sadece göz tansiyon ölçümü değil, görme alanı muayenesi ve göz sinir taraması yapılmalıdır. 

 

40 yaşından sonra düzenli göz kontrolleri ile glokomun önüne geçin


Glokoma bağlı görme kaybı riskinin önüne geçmek için 40 yaşından itibaren her birey düzenli göz muayenesi olmalıdır. 40 yaş ve üzeri, göz muayenesi sırasında göz tansiyonu yüksek saptanan, ailesinde glokom hikayesi olan, ince korneaya sahip, diyabet, migren, hipertansiyon ve damar problemi olan olguların glokom geliştirme ihtimali daha fazladır. Glokom tanısı konulmasında gözün mikroskobik incelenmesi, göz tansiyonu ve kornea kalınlığı ölçümü, göz dibi muayenesi, göz tomografisi ve görme alanı en önemli yöntemlerdir.

 

Optik sinir başı muayenesi: En önemli muayene yöntemlerindendir. Göz sinirinde meydana gelebilecek hasarı gösterir. Glokom hastalarında zaman içinde oluşabilecek değişiklikler bu muayene ile takip edilir.

 

Retina sinir lifi tabakası muayenesi: Göz sinirinde oluşan hasardan önce retina sinir lifi tabakası etkilenmektedir. Son teknolojik cihazlar ile analiz yapılmalıdır.

 

Görme alanı tetkiki: Bir göze ait görme alanı, göz karşıya sabit baktığında çevresinde görebildiği alan demektir. Hasta uyumu gerektiren yararlı bir tetkiktir.

 

Kornea kalınlık ölçümü: Kornea kalınlık ölçümü göz tansiyonu tanısında mutlaka yapılması gereken bir tetkiktir. Normal gözlerde yaklaşık 520-550 mikron arasındadır. Kornea kalınlığı normalden kalın ise göz içi basıncı aletler tarafından yüksek ölçülecektir ve normalden ince ise düşük ölçülecektir. Bu nedenle yanlış tanı konabilir. 

 

Tedavide ilk aşama: göz damlaları


Amaç, göz içi basıncını kontrol altına alarak göz sinir harabiyetini minimuma indirmek, görme keskinliği ve görme alanını korumaktır. Glokom tedavisi hastalığın tipine ve ciddiyetine göre değişir. Göz damlaları ilk basamak tedavidir. Göz içindeki sıvının dışa akışı hızlanır ve göz tansiyonu düşer. Genellikle damla başlandıktan sonra etkinliğini görmek için birkaç hafta içinde tekrar muayene yapılır. 

 

Damlalar, doktorun önerdiği saatlerde damlatılmalıdır. Her uygulamada bir damla yeterli olur. Emin değilseniz bir damla daha damlatılabilir. İki damla arasında en az beş dakika beklenmelidir.

 

Lazerle gözleri koruyun, cerrahi ile tedaviyi tamamlayın


Glokomda lazer tedavisi, ya göz içi basıncını düşürmek (tedavi edici) ya da koruma amacıyla yapılan lazer tedavi işlemleridir. Tedavi edici maksatlı lazer yöntemi en sık olarak açık açılı glokom için uygulanan “selektif lazer trabeküloplasti” yöntemidir. Amaç göz sıvısının dışa akımını arttırmaktır. Ön kamara açısındaki yapısal darlık nedeniyle akut açı kapanması krizine girmiş hastalarda kriz kontrol altına alındıktan sonra lazer kullanılarak gözün renkli tabakası üzerinde bir delik oluşturulur (Periferik lazer iridotomi). Bu tedavi glokom krizini önlemek amacıyla yatkınlığı olan gözlerde koruyucu amaçla yapılabilir. 

 

Glokomun cerrahi tedavisi göziçi sıvısının dışa akımını sağlayan yeni bir kanal açılmasına yöneliktir. Bu amaçla “trabekülektomi” en sık kullanılan yöntemdir. Uygulanan tedaviler yetersiz kaldığında göz içi sıvısını göz küresi dışına taşıyacak özel tüpler (seton implantlar) göz içine yerleştirilebilir. 

 

Düzenli yaşam ile glokomun önüne geçin


Hastaların yaşam tarzındaki bazı değişikliklerin de glokomda görme kaybını önlediği yeni yapılan çalışmalarda gösterilmiştir.

 

Düzenli spor görme kaybını yavaşlatır: Göz tansiyonu hastalarında düzenli egzersiz ile görme kaybının yavaşladığı gösterilmiştir. Bu nedenle hastalarımıza egzersiz yapmalarını öneriyoruz. Ancak pigmenter glokom denen özel bir glokom tipinde ağır sporlardan kaçınmak gerekir. 

 

Meditasyonla stresi düşürün: Düzenli meditasyon yapan glokom hastalarında göz tansiyonunun düştüğü ve stres hormonu olan kortizolün azalarak yaşam kalitesinin arttığı görülmüştür.

 

Kan akışını lifli besinler ile hızlandırın: Lifli besinler ile beslenenlerin glokom geliştirme riskinin %20-30 oranında daha düşük olduğu gösterilmiştir. Yeşil sebzelerin içindeki nitratlar nitrik okside dönüşür ve kan akımını arttırarak göz tansiyonunu düzenler.

 

Sigara içmeyi bırakın: Sigara içmek glokom riskini arttırır ve genel vücut sağlığını kötü yönde etkiler.

 

Diyabet, glokom ihtimalini artırır: Vücut kitle indeksi yüksek olan kişilerde diyabete eğilim artar. Diyabetli hastalarda ise glokom ihtimali daha fazladır. Ayrıca çok düşük vücut kitle indeksi de glokom riskini arttırır.

 

Kortizondan uzak durun: Kortizon kullanımı göz tansiyonunu arttırır. Bu nedenle göz tansiyonu olan hastalar çok gerekmedikçe kortizon içeren hap, merhem veya damla kullanmamalıdır.

 

Çay ve kahveye limit getirin: Kısa süre içinde büyük miktarlarda sıvı alımı göz içi basıncında ani artışlara neden olabileceğinden sakıncalıdır. Gün içerisinde dağılmış miktarlarda çok fazla olmamak kaydıyla içilebilir.



Yonca Aydın Akova
Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölüm Başkanı



Bayındır Hastanesi
x

Randevu Al

* listenenler dışındaki tarih ve saate randevu almak istiyorsanız lütfen 0850 911 0 911 numaralı çağrı merkezimiz ile iletişime geçebilirsiniz

Hastanemizde kaydınız var ise direkt randevu alabilmek için tıklayınız

yukarı git