1981 yılında ABD’de, sıra dışı enfeksiyon hastalıkları ve sıra dışı kanser vakaları görülmeye başlandı. Bu kişilerde hastalıklar ile mücadele etmemizi sağlayan bağışıklık sistemlerinde zayıflık tespit edildi. 1982 yılında ülkenin farklı bölgelerinde benzer klinik tabloya sahip hastaların artması ile AIDS (edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromu) terimi ilk kez kullanıldı. 1984 yılına gelindiğinde ise artık virus laboratuvarda ayrıştırılmıştı ve HIV (insan immun yetmezlik virusu) insanoğlunun sahip olduğu yeni ve ölümcül hastalık olarak insanlık tarihindeki yerini almıştı.

Başlangıçta sadece eşcinsellerin hastalığı olduğu düşünülüyordu, ilerleyen zamanlarda bu bilginin yanlış olduğu, heteroseksüel ilişki ile de bulaştığı anlaşıldı. Virus tanındıkça hastalığı kontrol ve tedavi etme konusunda ciddi ilerlemeler kaydedildi. Ancak hastalık bu arada insanoğlunun gerçekte uygarlık yolunda ne kadar ilerlediğinin bir sınavı olmaktan hala kurtulamadı.

Düşünün ki karşınızda bir hastanız var ve verdiğiniz 'HIV pozitif' olduğu bilgisi kendisine söylendiğinde bu durumundan psikolojik olarak inanılmaz bir çöküntüye uğruyor. “Kansersin, 6 ay ömrün kaldı” desek bu kadar etkilenmeyecek. Hastalar bu durumu çoğu kez dile getiriyorlar zaten.

Hastalıklar, insanlık var olduğu sürece olmaya devam edecek. Kimi hastalıklarla mücadelede başarılı olacağız, kiminde ise olamayacağız. AIDS konusunda ciddi gelişmeler olmasına rağmen hala AIDS hastaları sahip oldukları hastalık nedeni ile suçlanıyorlar, toplumdan dışlanıyorlar. Bu nedenden dolayı ne yazık ki kendilerini gizlemek zorunda kalıyorlar. Bu durumdan çıkmanın tek yolu ise bilgi sahibi olmak.

HIV nasıl bulaşır?
- Cinsel ilişki yoluyla
- Kan yoluyla,
- Anneden bebeğe.

HIV nasıl bulaşmaz?
- Aile yaşantısı, toplumsal yaşam ile,
- El sıkışma, kucaklaşma, cilt teması ile,
- Sosyal öpüşme ile,
- Yemek ve içki, tabak, kaşık, bardak ile,
- Yüzme havuzu ile,
- Banyo, tuvalet ile,
- Giysi ve çamaşır ile,
- Böcek ve sinek sokmaları ile,
- HIV günlük yaşamda aynı odada bulunmakla ile,
- Aynı havayı solumakla ile.

HIV vücuda girince ne yapar?
Virusun vücuda giriş yoluna, kişinin bireysel bağışıklık durumuna vb. bağlı olarak, ortalama 10 yılda vücudun bağışıklık sisteminin yetersiz olmasına yol açar ve AIDS dediğimiz fırsatçı enfeksiyonların, kanserlerin görüldüğü klinik tablo ortaya çıkar. Belirtilerin başlamasına kadar geçen sürede kişi HIV’e bağlı bir özel şikayet taşımaz. Bu sırada test yapılmaz ise virusun varlığı anlaşılamaz. Üstelik HIV’e sahip kişi bu sırada bulaştırıcıdır.

Tedavide ne durumdayız?
Hastalık ile mücadelenin ilk yıllarında yan etkilerin fazla olduğu çok sayıda ilaç kullanılıyordu. Oysa günümüzde yeni ilaçlar geliştirildi ve yan etkileri oldukça kontrol altına alındı. Tek bir hapla birden fazla ilacı aynı anda alarak, üstelik hayatı etkileyen ilaç yan etkileri olmadan, bir AIDS hastası yaşamını sürdürebilmekte. AIDS günümüzde ölümcül olmaktan çıkıp kronik bir hastalık halini aldı. Biliçli bir AIDS hastası ilaçlarını atlamadan kullanarak yaşamını gerçekleştirmek istediği tüm hayalleri ve planlarını uygulayarak geçirebilir, üstelik bunu sağlığın kıymetini de bilerek yapar.

HIV'li kişi evlenebilir mi? Çocuk sahibi olabilir mi?
Elbette evlenebilir ve çocuk sahibi olabilir. İllaki HIV pozitiflerin birbirleri ile evlenmeleri gerekmez, korunmaya dikkat ederek HIV pozitif kişi virusu taşımayan kişi ile evlenebilir. Türkiyede evlilik öncesi sağlık kontrollerinde HIV testi de yapılmakta. Amacı eşleri birbirlerine karşı korumak ve sağlıklı çocuk doğmasını sağlamak, evlenmeyi engellemek değil. HIV pozitif kişinin gebeliği sırasında özel önlemler alınarak rahatlıkla bebeğine virusu geçirmeden doğum yapabilir.

Korunma için ne yapalım?
Güvenli cinsel ilişki: Cinsel ilişki ile bulaşmayı engellemenin en önemli yolu güvenli cinsel davranışları benimsemektir. çok sayıda partner sahibi olmak riski arttırır. ancak tek eşlilik durumunda dahi kondom kullanılması önerilir. kondom aynı zamanda cinsel yol ile  bulaşan diğer mikroorganizmalar için de korunma sağlayacaktır.

Kan yolu: Ortak kullanılan enjektörler bulaşma için yaygın bir yoldur, uyuşturucudan uzak durmak hastalıktan korunmanın en önemli adımlarından biridir. Kanla bulaşma ihtimali olan araç gereçlerin kullanılabileceği kulak deldirme, dövme yapılan kontrolsüz yerlerden uzak durmak. Kan ve kan ürünü kullanımında kontrolsüz kan kullanılmaması.

Anneden bebeğe: Riskli davranış varsa hamile kalmadan önce mutlaka test yaptırmak gerekir.  türkiyede genellikle hamile iken kontrollerde hıv taraması da yapılmaktadır.

Sonuç olarak HIV ile yaşamak günümüz tıbbı ile bilinçli kişi için hayatı yaşamayı engellemeyen bir durum. Oysa günümüzde hala HIV pozitif kişinin hayatı yaşamasını virus değil bizler yani toplum engelliyoruz. Bilmediğimiz şeyden korkuyoruz ve korktuğumuzu dışlıyoruz. Oysa riskler hepimiz için var ve her birimiz bir gün HIV’e sahip olabiliriz. Tıpkı başka hastalıklara sahip olabilme ihtimalimiz gibi...

AIDS belirtileri vücudün neresinden başlar?
Virus vücuda girdikten sonra vücudun önemli savunma hücrelerinden olan cd4 hücrelerini etkiler. Virus, bu hücrelerin içine girdikten sonra orada çoğalarak bu hücrenin iş yapamaz hale gelmesine neden olur ve sayısı azalmaya başlar. Bunun sonucunda, vücut bazı başka mikroplarla savaşmada yetersiz kalır. Bu mikroplar vücudun değişik yerlerinde hastalıklar oluşturur ve bu  hastalıklarla mücadele etmek gittikçe güçleşir.

AIDS ne zaman belli olur?
HIV bulaşması sonrasında yıllarca hiçbir belirti görülmeyebilir. Virus, vücuda girdikten sonra çoğalmaya başlar. Aylar ve yıllarca çoğalma farklı hızlarda devam eder ve bunun sonucunda da birtakım belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Bu belirtiler çok belirgin olmayabilir ve kişinin günlük yaşamını etkilemez. Aralıklı olan ishaller, ağızda beyaz plaklar, halsizlik, sık hasta olma, bunlar arasında sayılabilir. Hastalığın ilerlemesi sonucunda hızlı ve istem dışı kilo kaybetme, halsizlik, uzun süren ve tekrarlayan ateş, gece terlemesi, uzun süren ishal, ağız içinde beyaz nokta veya plakların oluşması, zatürre görülmesi ve uzun sürmesi, vücudun değişik yerlerinde kırmızı, pembe veya mor lekeler çıkması, unutkanlık gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

HIV pozitif yaşam süresi ne kadardır?
HIV/AIDS, günümüzdeki tedavi rejimleriyle ilaçlarını düzenli olarak kullanan hastalarda büyük ölçüde kontrol altına alınabilmektedir. Tedavi hiç kesilmeden ömür boyu sürmektedir. Düzenli ilaç kullanan hastaların ortalama yaşam süresi beklentisi, sağlıklı bireylerin yaşam süresi beklentisine yaklaşmıştır. Bu nedenle HIV/AIDS hastalarının tedavine mümkün olduğunca erken başlanması gerekmektedir.

HIV ile enfekte olmayı kesin olarak önleyen bir yöntem var mı?
HIV enfeksiyonu önlenebilir. Önlemede en önemli yaklaşım, yüksek riskli davranışlardan kaçınmaktır. Geçiş yollarına göre koruyucu önlemler alınabilir. Güvenli bir cinsel yaşam ve her türlü cinsel temasta uygulanabilecek koruyucu önlemlerle HIV’in cinsel yolla bulaşması önlenebilir. Vajinal, anal veya oral-genital cinsel ilişki sırasında koruyucu kılıf (kondom, prezervatif, kaput) kullanmak HIV bulaşımını büyük ölçüde önler.

Birinin HIV taşıdığı nasıl anlaşılır? Bir belirtisi var mıdır?
Hastalığın mikrobu olan HIV, ırk, din, yaş, cinsel eğilim ve sosyoekonomik durumdan bağımsız olarak herkesi etkileyebilir. HIV enfeksiyonundan korunmak için bilinmesi gereken önemli hususlar, enfeksiyonu olanların birçoğunun hasta gibi görünmeyebileceği, birçok HIV taşıyan kişinin test yaptırmamış olabileceği ve enfeksiyonun varlığından haberinin olmayabileceğidir.




Bayındır Hastanesi
x

Randevu Al

* listenenler dışındaki tarih ve saate randevu almak istiyorsanız lütfen 0850 911 0 911 numaralı çağrı merkezimiz ile iletişime geçebilirsiniz

Hastanemizde kaydınız var ise direkt randevu alabilmek için tıklayınız

yukarı git