Kanser tedavisi genellikle uzun ve sıkıntılı bir tedavi sürecidir. Bu tedavi süreci, cerrahi tedaviler, ışın tedavisi, çeşitli ilaç tedavileri (kemoterapi, hormon tedavisi, biyolojik ajanlarla tedavi) ve immünoterapi gibi farklı yöntemleri içerebilir. Bu ciddi tedavi yöntemlerinin yan etkilerine bağlı olarak, birçok fiziksel ya da psikolojik sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu yan etkilerin yaşanabileceğinin hasta tarafından bilinmesi, panik ve korkunun gelişmesine engel olacaktır.

Kemoterapi nedir?

Kemoterapi, insan vücudunda anormal çoğalan ve sağlıklı dokulara zarar veren hücrelerin büyüme ve çoğalmalarını durdurmayı ya da yok etmeyi amaçlayan bir tedavi biçimidir.

Kemoterapi hangi amaçlar ile kullanılır?

Kemoterapinin temel amacı, vücuttaki sağlıklı hücrelere zarar vermeden anormal ve sağlıksız çoğalan hücrelerin yok edilmesini sağlamaktır.

Kemoterapi son derece etkili bir tedavi yöntemidir. Bazı hastalık tiplerinde tek başına kemoterapi ile tam bir iyileşme sağlanabilirken, bazılarında ise kemoterapi diğer tedavi yöntemleri ile birlikte art arda ya da eş zamanlı olarak uygulanmaktadır. Bu tedavi yöntemlerinin uygulama şekilleri hastalığın tipine, evresine, hastanın diğer sağlık sorunlarına ve yaşına bağlı olarak farklılıklar gösterir. Tedavideki bu farklılıklar, özellikle hastalar arasında “Bana neden bu ilaçtan vermediniz?”, “Bana ışın tedavisi verdiniz ama başka hastalarda uygulamamışsınız”, “Benim tedavi sürem bazı hastalara göre neden kısa?” gibi tedavi ile ilişkili soru ve endişelere sebep olabilmektedir.

Tedaviniz ile ilgili tüm sorularınızı çekinmeden tedavi ekibine yöneltip, en doğru bilgilerin onlardan elde edilebileceği fikrini aklınızdan çıkarmayınız. Bunun yanı sıra yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden dolayı her hasta için farklı bir tedavi sürecinin olduğunu unutmamalısınız.

Kemoterapide kullanılan ilaçlar nelerdir?

Kemoterapide kullanılan ilaçlar oldukça çeşitlilik göstermektedir. Standart olarak kabul edilebilecek kemoterapi ajanları, temel olarak anormal bölünen hücreleri hedef alır ve bu hücrelerin çoğalmasını durdurmayı ve yok etmeyi amaçlar. Standart kemoterapi ilaçlarının yanı sıra günümüzde direkt zararlı hücrelere yönelik hedefleyici ajanlar, bağışıklık sistemini güçlendiren ilaçlar, hormonal ajanlar ve zararlı hücrelerin biyolojilerini değiştirmeyi amaçlayan ilaçlar artan sıklıkta kullanılmaktadır.

Her ne kadar kemoterapi ilaçları anormal olarak çoğalmakta ve büyümekte olan zararlı hücreleri hedefliyorsa da çoğu kez normal hücre büyüme ve çoğalmasına da etki etmektedir. Kemoterapi sırasında ortaya çıkan yan etkilerin büyük kısmından da bu etki sorumludur. Kemoterapi ile birlikte ayrıca bu ilaçların yan etkilerini önleyebilmek için çeşitli ilaç uygulamaları da yapılmaktadır.

Kemoterapi hangi yollar ile uygulanır?

Kemoterapi uygulamaları, ağız yolu ile damar içi ya da kas içine, kimi zaman da direkt olarak tümör olduğu bölgeye ilaç vermek şeklinde olabilir. Hangi hasta grubuna uygulanacağı doktorlar tarafından titizlikle alınacak bir karardır. Bu işlemler özel uzmanlık gerektiren ve dikkatle uygulanması gereken tedavilerdir.

  • Ağız yoluyla (tabletler ve kapsüller): Bazı kemoterapi ilaçları ağızdan kullanılabilmek üzere geliştirilmiştir. Bu ilaçlar da damardan kullanılan ilaçlar kadar etkilidir. Aynı zamanda damardan uygulanan tedaviler kadar da yan etkiye sahiptirler. Bu nedenle, bu ilaçların nasıl kullanılacağına, ne kadar süre ile alınacağına ve ne tür yan etkiler oluşturabileceğine dikkat edilmelidir. Herhangi bir yan etki ile karşılaştığınızda hemen doktorunuz ile temasa geçmeniz uygun olacaktır. Çevrenizde bazı hastaların ağız yolu ile bazı hastaların da damar yolu ile tedavi aldığını görebilirsiniz. Bu tür tedavi farklılıklarının hasta ya da hastalığa göre planlandığını unutmayın ve lütfen kendinizi başka hastalar ile karşılaştırmayın.
     
  • Damar yoluyla (ampul ve flakonlar): Bu ilaçlar damar yoluna doğrudan verilebildiği gibi bazen de serum içinde sulandırılarak uygulanırlar. Damar yolu ile tedavi uygulamalarında hastanın genellikle hastaneye yatması gerekmez. Ancak ilaç verme süresi uzun olan bazı yoğun tedavilerde, hastanın ilaç uygulaması için hastaneye yatması gerekebilir. Damar yolu ile uygulanan bu ilaçlar, damardan geçerken tahrişe ya da damar dışına sızdığında bölgesel doku hasarına sebep olabildiğinden büyük bir dikkat ile kullanılmalıdırlar. Uzun süreli ve sık kemoterapi alan hastalarda damar yolu sorunları ortaya çıkabilmektedir. Damar yolu sorunu olan hastalara kateter ve port adlı cihazlar takılarak, tedavi bu araçlar aracılığı ile gerçekleştirilir.
     
  • Bölgesel yolla: Kemoterapi ile tedavi edilmek istenen bölgeye doğrudan ilaç uygulanmasıdır. Örneğin karın boşluğu, akciğer boşluğu, idrar torbası, kalp çevresi ve beyin-omurilik çevresine özel iğneler ile ilaç uygulaması yapılmaktadır.


Kemoterapi uygulama sıklığı ve süresi ne kadardır?

Kemoterapide kullanılacak ilaçlar, bu ilaçların dozları, uygulama şekilleri ve uygulama süreleri hastalığın tipine göre farklılık göstermektedir. Ayrıca hastanın yaşı, genel sağlık durumu, hastalığın yaygınlık derecesi ve hastalık dışı sağlık problemlerine göre de tedaviler değişebilir. Bu nedenle aynı teşhisi olan hastalarda bile farklı tedavi şemaları uygulanabilmektedir. Tedaviler damar yolu ile uygulanacak ise haftada bir, 14 günde bir, 21 günde bir ya da 28 günde bir uygulanabilir. Tedavi aralıklarına uyum göstermeniz, tedavinin başarısı açısından çok önemlidir.

Kemoterapi alan bir hasta başka ilaçlar kullanabilir mi?

Tansiyon yüksekliği, kalp hastalığı, şeker hastalığı, enfeksiyon gibi pek çok sağlık sorunu sizde de tanıdan önce ya da sonra çıkabilir. Bu hastalıklar için kullanılan ilaçların büyük kısmının kemoterapi üzerine olumsuz bir etkisi yoktur. Ancak bazı ilaçlar kemoterapi ilaçları ile etkileşebilir. Bu nedenle kullandığınız tüm ilaçları yazılı bir liste şeklinde tutunuz ve mutlaka doktorunuza bildiriniz.

Kanserin tedavisinde tıp dışı öneriler

Hastalığınızın çevrenizdeki insanlar tarafından öğrenilmesinden sonra, pek çok kişi tarafından size tıp dışı çeşitli tedavi yöntemleri önerilecektir. Örneğin, çeşitli otlar ve tohumları, bazı balıkları, köpek balığı kıkırdağı gibi öneriler ile karşılaşabilirsiniz. Tüm bu önerilen yöntemlerin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur ve herhangi bir başarısının olmadığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Genellikle bu yöntemler, hastaların ve yakınlarının zaaflarından yararlanarak, üne kavuşmak ya da ekonomik çıkar sağlamak isteyen kişiler tarafından araç olarak kullanılmaktadır.

Özellikle çeşitli gazete ve televizyonların reyting elde etme amacı ile her gün mucize tedaviler bulunduğu şeklinde haberler yaptığını bu haberlerin hiçbirinin bilimsel dayanağı olmadığını üzülerek izlemekteyiz. Sizlere doktorlarınız tarafından uygulanan tıbbi tedaviler uzun yıllar boyunca binlerce hasta üzerinde denenmiş, etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış ve yan etkileri bilinen ilaçlardır.

Ülkemizde onkolojide kullanılan tüm ilaçlar ABD ve Avrupa Birliğinin sağlık otoriteleri tarafından da onaylanmış ilaçlardır. Bu ilaçların etkinliği, tüm yan etkileri ve diğer ilaçlar ile etkileşimleri doktorlarınız tarafından bilinirken, tıp dışı önerilerin etkinlikleri bilinmemektedir. Ayrıca içlerindeki maddelerin vücudunuza ve uygulanan tıbbi tedavilere olumsuz bazı etkilerinin olabileceğini de unutmayınız. Nasıl ki herhangi bir yaralanma durumunda, kalp kapağınız tıkandığında, yüksek tansiyon ya da şeker hastalığı tedavisinde tıp dışı yöntemler yerine tıbbi yöntemlere başvuruyorsanız, onkolojik hastalıkların tedavisinde de etkinliği kanıtlanmış tıbbi yöntemlere başvurmalısınız. Bu tür tedavileri hâlâ kullanmak istiyorsanız, mutlaka doktorunuza bu konuda bilgi veriniz. Çünkü çok masum olduğunu varsayarak kullandığınız bu yöntemler, gerçek tedavinizin etkinliğini azaltıp, bazı kan değerlerinizin bozulmasına yol açabilir.

Kanserin tedavi dönemini iyi geçirmek için ne yapılmalıdır?

Tedaviniz süresince olumlu bir bakış açısına sahip olmanız, iyileşmeniz açısından en az kullandığınız ilaçlar kadar önem taşımaktadır. Sakin, dayanıklı ve umutlu olmanız bağışıklık sisteminizi güçlü kılarak hem hastalığınızı yenmenizi hem de tedaviyi daha az yan etkiler ile geçirmenizi sağlar. Tedavi sırasında ortaya çıkabilecek yan etkileri önceden bilip bunlara karşı önlemlerinizi alırsanız, bu yan etkiler ile rahatlıkla başa çıkabilirsiniz. Sıkıntılı durumlarınızda çevrenizden ve doktorunuzdan yardım istemekten ve soru sormaktan çekinmeyin.

Vücudunuzun sesini dinleyin. Kolay yoruluyorsanız yaptığınız işleri ve etkinlikleri azaltın ya da işleri yaparken araya dinlenme zamanları ayırın. Kendinizi iyi hissettiğiniz zamanlar gücünüzün yettiği ve doktorunuzun izin verdiği ölçüde iş ve aile hayatınızı sürdürün. Hastalığın sizi değil, sizin hastalığı yönettiğinizi asla unutmayın. Dengeli beslenin çünkü besinler vücudunuzun kendini tamir etmesini sağlar ve enerji verir. Tedavi düzeninizi mümkün olduğunca asla bozmayın.

Tedavi günlerinizi çok acil durumlar dışında kesinlikle aksatmayın. Doktorunuz ile koridorlarda ayaküstü görüşmenin hatalara yol açabileceğini unutmayın, dosyanız ile birlikte poliklinikte ya da sakin bir ortamda konuşmaya gayret edin. Unutmayın ki, bu şekilde doktorunuz size daha çok zaman ayıracak, daha doğru değerlendirme yapabilecek ve size daha yararlı olacaktır. Doktorunuz ile görüşme gününden önce aklınıza takılan sorular varsa bunları unutmamak için mutlaka yazılı bir liste oluşturun ve sorularınızı yanıtlarını anladığınızdan iyice emin olana dek teker teker sorun. Hastaneden ayrılırken bir sonraki ziyaret zamanınızı ve neler getirmeniz gerektiğini mutlaka sorun. Randevu almadan hastaneden ayrılmayın.

Kemoterapi uygulaması sırasında neler yapılmalıdır?

  • Kemoterapi gününün sabahında hafif ve bulantı hissi yaratmayacak bir kahvaltı (örneğin: bir parça peynir, birkaç adet kraker vb.) yaparak hastaneye geliniz.
  • Eğer doktorunuz gelmeden önce ağızdan almanız gereken herhangi bir ilaç konusunda sizi uyardıysa, bu ilacı önerilen dozda alınız.
  • Rahat edebileceğiniz bir pozisyon alınız. Hemşireniz size işlemlere başlamadan önce neler yapılacağını anlatacaktır.
  • Damardan ilaç uygulaması sırasında iğnenin bulunduğu yerde ağrı, kızarıklık, yanma, batma hissi duyduğunuzda doktorunuza ya da hemşirenize hemen haber veriniz. Bu, ilaç damar dışına çıkıyor demektir ve ilaç uygulaması hemen durdurulacaktır.
  • İlaç uygulaması sırasında meydana gelen herhangi bir rahatsızlık verici durumu (terleme, titreme, yüzde ve vücutta ani gelişen kızarıklık, fenalık hissi vb.) hemşirenize ya da doktorunuza acilen haber veriniz.


Kemoterapinin yan etkileri nelerdir?

Kemoterapi daha önce de belirtildiği gibi, sadece zararlı hücreleri ortadan kaldırmaz, normal ve sağlıklı hücrelere de zarar verebilir. Özellikle hızlı çoğalan saç, kemik iliği, sindirim sistemi ve üreme sistemi hücreleri en fazla etkilenen normal hücrelerdir. Bunlara bağlı olarak kemoterapi ile en sık bulantı, kusma, saç dökülmesi, âdet düzensizlikleri, hazımsızlık, kabızlık, ishal, ağız yaraları, yorgunluk, kan hücrelerindeki azalmaya bağlı enfeksiyonlara yatkınlık, kansızlık, kanamaya eğilim gibi sorunlar ile karşılaşılmaktadır.

Kemoterapide uygulanan ilaçların yan etkileri her hastada farklıdır. Bu nedenle hastalarda, mevcut hastalıklarına ve uygulanan ilaçlara göre yan etkilerde farklılıklar görülmektedir. Aynı ilaç bir hastada önemli bir yan etki oluşturmayabildiği gibi başka bir hastada ciddi yan etkilere neden olabilmektedir. Burada unutmamanızı istediğimiz en önemli nokta, aşağıda anlatılan yan etkilerin tümünün sizde görülmeyebileceğidir. Listenin uzun olmasından dolayı endişeye kapılmayınız. Bu içeriğin amacı olası tüm yan etkiler konusunda sizi bilgilendirerek tedbir alabilmenizi sağlamaktadır. Sizde tüm tedavi süresince yan etki görülmeyebilir. Ayrıca yan etkiler konusunda kendinizi iyi eğiterek ve tedavi ekibi ile yakın diyalog kurarak, yan etkilerin büyük bir kısmını kontrol altına alabilirsiniz.

Bu yan etkilerin çok büyük kısmı, ilacın kesilmesi ile tamamen ortadan kalkacaktır. Daha sonraki tedavilerinizde de benzer sorunları yaşamamanız için gerekli tedbirler alınacaktır. Tedavi sürecinde doktorlarınız yan etkileri değerlendirmek amacı ile düzenli olarak kan biyokimya testlerini (böbrek ve karaciğer fonksiyonları), kan sayımı (hemogram) ve idrar testlerini yaptıracaklardır.

1. Erken dönemde ortaya çıkabilecek yan etkiler

  • Alerjik reaksiyonlar: Çok sık olmamakla birlikte kemoterapi ilaçları uygulanırken bazı alerjik reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Uygulama sırasında kendinizi kötü hissettiğinizde ya da herhangi bir anormal durumda (fenalık hissi, çarpıntı, terleme, yüzde ve vücutta ani gelişen kızarıklık, bulantı, kusma, nefes darlığı, karın ağrısı, kaşıntı, deri döküntüleri gibi) hemşirenize veya doktorunuza haber veriniz.
  • İğne giriş yerinde ağrı, şişlik ya da kızarıklık: Bu gibi durumlarda ilaç damar dışına kaçmış olabilir. Hemen hemşirenize ya da doktorunuza haber veriniz. Böylece gerekli önlemler hızla alınacaktır.
  • Bulantı ve kusma: Kemoterapide kullanılan ilaçlar beyinde yer alan kusma merkezini ve mideyi uyararak kusmaya neden olabilir. Bulantı ve kusmanın şiddeti, kullanılan ilacın tipine, dozuna ve sizin kişisel bazı özelliklerinize göre değişkenlik gösterebilir. Günümüzde gelişmiş ilaç teknolojileri sayesinde, bulantı ve kusma yakınmaları çok büyük oranda kontrol altına alınabilmektedir. Bulantınızın olmaması için size kemoterapi öncesinde bulantıyı önleyici ilaçlar uygulanacaktır. Bunun yanı sıra size evde kullanmanız için de bulantı önleyici ilaçlar verilecektir. Bulantı ve kusma önleyici ilaçlarınızı kullanmanıza rağmen yakınmalarınız devam ediyor ise doktorunuz ile mutlaka görüşmelisiniz.


Bulantı ve kusma yakınmalarınız çoğunlukla ilk 24 saatte başlayabilir. Ancak bazı hastalarda daha sonraki günlerde başlayan ve 7-10 gün sürebilen yakınmalar olabilir. Bazı hastalarda ise psikolojik kökenli kusmalar görülebilmektedir. Bu durumda genellikle hastalar daha önceki tedaviyi hatırlayarak psikolojik olarak etkilenir ve tedaviden birkaç gün önce beklentisel bulantı ve kusma olabilir. Böyle bir durumda doktorunuzu mutlaka bilgilendiriniz. Uygun ilaçlar ile bu yakınmalar büyük oranda kontrol altına alınacaktır.

Bulantı ve kusma durumuna karşı alabileceğiniz önlemler:

  • Bulantı ve kusmanın mutlaka ortaya çıkacağı ön yargısına kapılmayınız. Unutmayınız ki sizde hiçbir yakınma ortaya çıkmayabilir.
  • Tedaviye hafif yiyecekler tüketerek geliniz.
  • Tedaviden hemen önce ve sonra (1-2 saat) bir şey yemeyiniz.
  • Uygulama sonrasındaki ilk günlerde sıvı ve yumuşak gıdalar tercih ederek, az ve sık yemeye çalışınız.
  • Özellikle bulantı dönemlerinde su ve sıvı gıdaları yemekleriniz ile beraber değil, öğünden bir saat önce ya da sonra içmeye çalışınız.
  • Bulantı dönemlerinde sevdiğiniz yemekleri tercih etmeyiniz. Bu, daha sonra o yemeklerden tiksinmenize neden olabilir.
  • Yağlı, çok tatlı ve kızartılmış gıdalardan kaçınarak, ılık/soğuk ve kokusuz yiyecekleri tercih ediniz.
  • Fazla baharatlı, kendine has keskin kokusu olan gıdalardan kaçınınız.
  • Yemekleri iyice çiğneyerek yiyiniz.
  • Mümkünse bulantı dönemlerinizde yemeği kendiniz hazırlamayınız.
  • Bulantı sırasında çeşitli içecekler sizi rahatlatabilir. Ev yapımı limonata, hafif tuzlu ayran, maden suyu fayda sağlayabilir.
  • Bulantıyı azaltmak için ezilmiş patates, beyaz ya da sarı leblebi, kraker (grissini), etimek, yoğurt, peynir, limon, ekşi turşu yiyebilirsiniz.
  • Bulantınızı azaltan besinleri yanınızda bulundurmaya çalışınız.
  • Sabah bulantılarınız varsa kahvaltı olarak kuru gıdaları (ekmek, tost, bisküvi, kraker vb.) tercih ediniz.
  • Sigara, parfüm ve yemek kokusundan uzak durup, bulunduğunuz yeri sık sık havalandırınız. Yemeğinizi kapalı, havasız mekanlarda yememeye özen gösteriniz.
  • Yemekten sonra 2 saat boyunca yatmayınız.
  • Bulantı ve kusmanızın şiddetli olduğu dönemlerde kendinizi yemek için zorlamayınız ve kusmadan en az 2 saat sonra sıvı gıdalar ile yemeğe başlayınız. Daha sonra az miktarda katı gıdalara başlayıp, eğer sorun yoksa normal beslenmenize devam ediniz.
  • Rahat ve geniş kıyafetler tercih ediniz.
  • Azar azar ve sık sık yiyiniz. Unutmayınız ki açlık bulantı hissinizin artmasına olabilir. Açlığınızı bastıracak küçük öğünler (az yağlı bir poğaça, küçük bir peynirli sandviç, bir parça simit vb.) oluşturunuz.
  • Kendinizi oyalayacak ve sizi rahatlatacak çeşitli aktivitelerde (müzik dinlemek, televizyon seyretmek vb.) bulununuz.
  • Bulantınız olduğunda burundan derin ve yavaş nefes alıp ağızdan verme egzersizleri yapınız.
  • Yatakta kusarsanız başınızı hemen yana çeviriniz. Bu, kusmuğun hava yolunuza kaçmasını engeller.
  • Taşıt tutması oluyor ise kemoterapiden hemen sonra yola çıkmayınız.
  • Doktorunuza bulantı ve kusma seyri hakkında bilgi veriniz. Eğer kullanmakta olduğunuz ilaçlara rağmen bulantı ve kusmanız kontrol altında değilse, doktorunuz ilaç ya da doz değişikliği yapabilir.


Doktorunuza acil olarak başvurmanızı gerektiren bulantı ve kusma durumları

  • Yiyeceklerin nefes borusuna kaçtığından kuşkulanıyorsanız,
  • İlaçları kullanmanıza rağmen şikâyetiniz şiddetle devam ediyorsa,
  • Sıvı almanızı engelliyorsa,
  • Beslenmenizi etkiliyorsa,
  • İlaçlarınızı kullanmanızı etkiliyorsa,
  • İdrar miktarınızda azalma ya da renginde koyulaşma varsa doktorunuza acil olarak başvurunuz!


2. Orta süreli yan etkiler

  • Kan değerlerinin düşmesi: Kan değerlerinde düşmeler genellikle tedaviden sonraki 7 ile 14’üncü günlerde ortaya çıkmaktadır. Ancak bazı tedavilerde bu süre daha kısa ya da daha uzun olabilir. Doktorunuz kan tahlillerinizi hangi günlerde yaptırmanız gerektiğini size bildirecektir. Kanın içinde 3 tip önemli hücre vardır. Bunlar lökositler (akyuvarlar), eritrositler (alyuvarlar) ve trombositlerdir (kan pulcukları). 
  • Lökositlerin azalması: Lökositler, vücutta kemik iliğinde üretilirler ve enfeksiyona neden olan mikroplar ile savaşırlar. Bu nedenle, lökosit sayısında azalma olursa enfeksiyonlara yatkınlık artar. Lökositler kemoterapinin en sık olarak etkilediği hücrelerdir. Bu sebepten, pek çok kemoterapi ilacı uygulanırken değişik derecelerde lökosit sayısında düşmeler ile karşılaşılmaktadır.
  • Trombositlerin azalması: Trombositler, kanda bulunan bir diğer hücre topluluğudur. Kanamayı durdurma görevleri vardır. Kemoterapi ilaçları trombositlerin sayılarını da azaltabilir. Trombositlerin azalması, kanamaya eğilimi ortaya çıkarır. Trombosit değerleri, doktorlarınızın önemle takip ettiği değerlerden biridir. Normalde 150.000-400.000/dl olan sayıları, tedavi sonucunda oldukça azalabilir. Düşük trombosit düzeyi kanama riskini artırdığı için, sağlıklı bir bireyden alınarak hazırlanan trombositler damar yolu ile hastaya verilir. Bunun üzerindeki değerlerde ise herhangi bir işleme gerek görülmemektedir. Zaman içinde trombosit değerleri normale dönecektir. Trombosit değerlerinin yükselmesi için hasta tarafından yapılacak bir durum ya da tüketilecek bir besin yoktur. Trombosit düşüklüğünün beslenme ile ilgisi bulunmamaktadır. Ancak değerler normale dönünceye kadar tedavinin ertelenmesi gerekmektedir. Eğer kanama yakınmalarınız varsa (idrarda, dışkıda, mide içeriğinde ya da balgamda kan olması, dışkınızın çok koyu siyah ve pis kokulu olması, deri ve ağız içinde nokta tarzında küçük kanama alanlarının ya da büyük morlukların olması gibi) hemen doktorunuza başvurunuz.
  • İştahsızlık ve tat alma bozukluğu: Kemoterapide kullanılan ilaçlar tat duyusunda bozukluğa ve iştahsızlığa neden olabilir.
  • İshal ve kabızlık: İshalin nedeni, kemoterapi ilaçlarının bağırsak dokusunu tahrip etmesi ya da mikroplara karşı azalan direnç sonucu ortaya çıkan enfeksiyonlardır. Günde 3-4 defa yumuşak ya da sulu dışkılamaya ishal denmektedir. Kabızlık kemoterapinin bağırsaklara etkisinin yanı sıra, beslenme sorunları gibi nedenler ile de ortaya çıkabilmektedir. Kabızlık, dışkılama sıklığının azalması, sert dışkılama ve ağrılı dışkılama olarak tanımlanmaktadır.
  • Ağız yaraları ve yutma güçlüğü: Ağzımız, tüm sindirim sistemimin başlangıç noktasıdır ve burada yer alan hücreler de hızlı çoğalan hücreler olduğundan kemoterapi ilaçlarından sıklıkla etkilenirler. Kemoterapi ağız içinde yaraların oluşmasına neden olabilir. Bu, bazı kemoterapi ilaçları ile ortaya çıkan bir yan etkidir. Bu durum, beslenememeye, vücuda kolay mikrop girmesine ve ağrı nedeni ile hastanın rahatının bozulmasına neden olabilir. Çeşitli tedbirler alınarak bu durum engellenebilir ya da ortaya çıktığında şiddeti azaltılabilir. Ağız yaralarını önlemede en etkin birinci yolun ağız ve diş sağlığından geçtiğini ve bunun için ağız ve diş temizliğine önem vermeniz gerektiğini unutmayınız. Bu nedenle, dişlerinizi her gün küçük ve yumuşak bir diş fırçası ile düzenli olarak fırçalayınız.
  • Kiloda değişiklikler: Hastaların büyük çoğunluğu tedavi sırasında kilo verirler. Bu kısmen hastalığın vücut üzerindeki etkisi, kısmen de kemoterapi ilaçlarının yan etkisinden kaynaklanır. İştah kaybına bağlı olarak normalden daha az miktarlarda yemek yemek, bulantı ve kusma, tat değişiklikleri, ağız yaraları ve ağız kuruluğu kilo kaybının başlıca nedenlerindendir.
  • Saç dökülmesi: Kemoterapinin hızlı çoğalan saç hücrelerini etkilemesi ve saç büyümesinin önemli bir devresini durdurması sonucunda ortaya çıkan geçici bir durumdur. Saç dökülmesi her zaman olmayan ancak sık görülen bir yan etkidir. Kullanılan ilaçlara göre, görülüp görülmeyeceği konusunda doktorunuz size bilgi verecektir. Saçlarla birlikte vücudunuzun diğer tüylü bölgelerinde de dökülmeler görülebilir. Saç dökülmesi sıklıkla birkaç haftadan birkaç aya uzanan dönem içinde başlar. Belirli bir süre devam edecek ve sonra duracaktır. Saçlarınız tedavi bittikten sonra 1-3 ay içinde yeniden uzayacaktır. Bu durum, özellikle kadın hastalarda ruhsal açıdan rahatsız edici bir durum olabilir. Hastalarımız genellikle “Benimki de dökülecek mi?”, “Ne zaman dökülecek”, “Tekrar çıkacak mı?”, “Ne zaman çıkacak” gibi soruları çok sık olarak bize sormaktadırlar. Unutmayınız ki saç dökülmesi tamamen geçici bir durumdur ve tedavi bittikten sonra saçlarınız yeniden eski haline dönecektir. Kemoterapi sonrası saçın yapısında ve renginde çeşitli değişiklikler olabilir ancak bu tedaviyle ilgili beklenebilecek bir durumdur. Üstelik tedavi sonrasında daha gür saçların çıkma olasılığı da vardır. Daha önce de bu durumu yaşamış, deneyimli kişiler ile konuşmak faydalı olabilir. Saç dökülmesine karşı bazı merkezlerde saçlı deriye soğuk ve basınç uygulamaları yapılmaktadır fakat bu uygulamaların etkinliği oldukça azdır. Üstelik bazı yan etkileri nedeni ile bu yöntemlerin uygulanabilirliği zordur.
  • Kaşıntı: Hastalığın kendisi, uygulanan kemoterapi ilaçları, cildin tahrişi ve su alımının azalması gibi nedenlerden dolayı deride alerji ve kaşıntılar olabilir. Bu gibi durumlarda gerekli önlemlerin alınabilmesi için mutlaka doktorunuzu haberdar ediniz.
  • Kas ve sinir sistemi şikayetleri: Bazı kemoterapi ilaçlarında (Cisplatin, Carboplatin, Paclitaxel, Docetaxel) kabızlık ve eklem ağrıları şeklinde yakınmalar ortaya çıkabilir. Doktorunuz tedavi öncesinde olası yan etkiler konusunda sizi aydınlatacaktır. Unutmayınız ki, tüm ilaçlarda bu yan etkiler görülmez. Bu tür sorunlar ile karşılaştığınızda mutlaka doktorunuza bilgi veriniz. Bu yan etkiler çoğunlukla hayatı tehdit etmez ve zaman içinde azalarak kaybolur. Ancak sinir hücrelerinin kendilerini yenilemesi diğer hücrelere göre çok daha yavaş olduğundan, iyileşme süresi diğer yan etkilere göre daha uzun bir süreçtir. Bu sizde bir endişeye neden olmamalıdır. Doktorunuz ile yakınmanızı paylaştığınızda, konforunuz açısından gerekli önlemler alınacaktır.
  • Cilt ve tırnak değişiklikleri: Bazı kemoterapi ilaçları ve hedefleyici ajanlar, cilt ve tırnaklarda değişikliklere neden olabilir. Cildinizde soyulma, dökülme, cilt renginde koyulaşma, kızarma, kaşınma ve kuruluk gibi sorunlar olabilir. Özellikle bazı hedefleyici ajanların kullanımı sırasında ciltte çok miktarda sivilce ortaya çıkabilir. Bu durumda doktorlarınız gerekli önlemleri alacaktır. Bazı ilaçlar el ve ayaklarınızda yara açılmasına kızarıklık, kaşıntı, döküntü ve deri soyulmalarına neden olabilir, buna el-ayak sendromu adı verilir. Doktorunuz tedaviden önce bu yan etkiyi yapabilecek ilaçlar hakkında gerekli bilgiyi verecektir. Böyle bir durum ile karşılaştığınızda doktorunuzu bilgilendiriniz çünkü bazen bu durum ilaç dozlarının azaltılmasına ya da kesilmesine neden olabilmektedir. Tırnak diplerinde morarma, tırnağın yatağından ayrılması, kolay kırılma ve çizgilenmeler olabilir. Ortaya çıkan bu yan etkiler tedavi sona erdikten sonra 1-3 ay içinde tamamen düzelmektedir.
  • Halsizlik ve yorgunluk: En sık karşılaşılan yakınmadır. Hastalığın kendisi, kullanılan kemoterapi ilaçları ve bunların yan etkilerine bağlı olarak ortaya çıkan kansızlık, beslenme durumu, ağrı ve psikolojik faktörler gibi birçok neden halsizlik ve yorgunluğa neden olabilir. Halsizliğin nedeninin tespit edilmesi ve ona göre tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu konuda doktorunuza bilgi vermeniz, doğru nedenin bulunması açısından yararlı olacaktır. Örneğin, kansızlığın giderilmesi gibi basit bir önlem ile halsizliğiniz düzelebilir.
  • Kalp ve damar sistemi yakınmaları: Bazı kemoterapi ilaçları ve hedefleyici ajanlar, kalp ve damar sistemi üzerinde yan etkiye neden olabilir. Kemoterapi içinde antrasiklin grubu ilaçlar ve hedefleyici bazı ajanlar kalp yetmezliği, ritim bozukluğu, enfarktüs ve damar tıkanıklıklarına neden olabilir. Doktorlar özellikle riskli hastalarda, kemoterapi öncesi kalp fonksiyonlarını inceleyecek ve daha sonra düzenli olarak bu kontrollere devam edecektir. 
  • Psikolojik sorunlar (depresyon, kaygı, uyku bozuklukları): Onkoloji hastasının tanısı ve tedavisi sırasında pek çok psikolojik sorun ile karşılaşılabilir. İnkâr, öfke, korku, üzüntü, yalnızlık duygusu sık yaşanabilecek duygulardır. Ayrıca depresyon, kaygı ve uyku problemleri sık karşılaşılan psikolojik sorunlardır.


Enfeksiyonlara yakalanmamak için alabileceğiniz önlemler:

  • Özellikle kan değerlerinin düştüğü ilk günlerde (kemoterapi sonrası ilk 7-10 gün) vücudunuz mikroplara karşı zayıf olacağından temizlik kurallarına dikkat ediniz.
  • Pişmemiş gıda yemeyiniz, yemeklerinizde karabiber ve diğer baharatları kullanmayınız.
  • Açıkta satılan gıdaları almayınız ve bu dönemde dışarıdan yemek yememeye çalışınız.
  • Tüm meyve ve sebzeleri çok iyi yıkayınız. Dut, frambuaz gibi iyi yıkanamayan meyvelerden uzak durunuz. Ayrıca kavun, karpuz, portakal gibi sert kabuklu meyveleri de kesmeden önce çok iyi yıkayınız.
  • Yemek hazırladığınız tezgâhı, kullandığınız doğrama tahtasını ve malzemeleri çok temiz tutunuz.
  • Özellikle çiğ et ve yumurtaya dokunduktan sonra ellerinizi bol su ve sabun ile yıkayınız.
  • Yumurtayı tamamen katı pişiriniz. Pişirmeden önce çok iyi yıkayınız. Yumurta çatlak ise kullanmayınız.
  • Etin içinin de iyi piştiğinden emin olunuz.
  • Mümkün ise dondurulmuş et kullanmayınız. Kullanmanız gerekirse donmuş eti buzdolabında çözdürünüz ya da çözdürmeden direkt pişiriniz. Çünkü donmuş eti dışarıda çözdürmek mikroorganizma üremesi için uygun ortam oluşturur.
  • Çiğ köfte, çiğ pastırma, salam gibi çiğ et ürünlerinden kaçınınız.
  • Sadece pastörize süt ve süt ürünlerini tercih ediniz.
  • Yemeklerinizi az miktarda hazırlayıp, hemen tüketmeye çalışınız. Ayrıca pişmiş yemekleri uzun süre buzdolabında bekletmeyiniz. Yemek piştikten sonra soğuması için uzun süre dış ortamda bekletmeyiniz. Bu yemeğinizde zararlı mikropların üremesine sebep olur. En kısa zamanda soğumasını beklemeden buzdolabına koyunuz.
  • Yemekten önce ve tuvaletten sonra ellerinizi mutlaka yıkayınız.
  • Temizlik kurallarına dikkat etme konusunda evde sizinle yaşayan diğer aile bireylerini de bilgilendiriniz.
  • Bulaşıcı hastalığı olan kişilere kesinlikle yaklaşmayınız. Kalabalık ve kirli ortamlarda bulunmayınız. Mümkün olduğunca toplu taşıma kullanmayınız. Markete gitmeyiniz. Kalabalık ortama girmek zorundaysanız mutlaka 3 katlı yüz maskesi kullanınız.
  • Özellikle lökositlerin düşük olduğu dönemlerde insanlarla tokalaşıp öpüşmekten kaçınınız.
  • Evcil hayvanlarınızın düzenli veteriner kontrollerini yaptırdığınız sürece uzak durmanız gerekmez. Ancak evcil hayvanlarınızın tuvalet temizliğini siz yapmayınız (kedi kumu, kuş kafesi vb.)
  • Evde yaşayan çekirdek aile dışında misafir kabul etmeyiniz.
  • İyi dinlenip, yeterli kalori almaya özen gösteriniz.
  • Bu dönemde tek başınıza ve ayrı bir odada yatmanızı öneririz. Ayrıca odanızda çiçek, vazo suyu gibi mikrop odakları bulundurmayınız.
  • Tırnaklarınızı kökünden kesmeyiniz, manikür ve pedikür yaptırmayınız.
  • Tıraş olurken tıraş bıçağı kullanmayınız.
  • Diş etlerinize zarar vermeyecek şekilde yumuşak diş fırçası kullanınız.
  • Yaralanmamaya dikkat ediniz. Sivilce ve yararlarınız varsa oynamayınız ve zarar vermeyiniz.
  • Her gün ılık bir banyo yapmanız vücut direncinizi artıracağı gibi, vücudunuzda mikropların yuvalanmasını da engelleyecektir. Ancak banyoda yumuşak lifler kullanınız ve keseden uzak durunuz.
  • Doktorunuza danışmadan aşı yaptırmayınız.
  • Ev ve bahçe işlerinde mutlaka eldiven kullanınız.
  • Kemoterapi alan her hasta evinde ateş izlemi yapabilmek için bir termometre bulundurmalıdır. 38 derece ve üstü, yüksek ateş kabul edilir. Normal insanlarda ateş kolay çözüm bulunabilen bir durumken, ilaca bağlı bağışıklık sistemi baskılandığında ateşli hastalıklar ağır ve tehlikeli seyredebilir. Bu nedenle evde kendinizi kötü hissettiğinizde, günün hangi saati olursa olsun evde ateşinizi düşürmeye çalışmayın, ateş düşürücü almayın ve hemen hastaneye başvurunuz.
  • Ateşli dönemlerde ağızdan bol sıvı almaya gayret ediniz.
  • Vücudunuzda ağrı, şişlik ve kızarıklık tespit ederseniz doktorunuza bu konuda bilgi veriniz.
     

Doktorunuza acil olarak başvurmanızı gerektiren enfeksiyon kuşkusu yaratan durumlar

  • Ateşiniz 38 derecenin üzerine çıkıyorsa,
  • Ateş yükselirken üşüme ve titreme oluyorsa,
  • Ateş aşırı terleme ile düşüyorsa,
  • İdrar yaparken yanma ve ağrı varsa,
  • Boğazda ağrı, yanma ve yutma güçlüğü varsa,
  • Öksürük ve balgam çıkarma varsa,
  • İshal ve karın ağrısı varsa,
  • Vücudunuzun herhangi bir yerinde ağrı, şişlik ve kızarıklık olursa acil olarak kan sayımı (hemogram) yaptırarak doktorunuza başvurunuz!


İştahsızlık durumuna karşı alabileceğiniz önlemler:

  • İştahsızlığa bağlı kilo kaybı istenmeyen bir durumdur. Bu nedenle sadece canınız istediği için değil, mecbur olduğunuz için de yemek yemeniz gerektiğini unutmayınız.
  • Bol sıvı alınız ve bu sıvıların besleyici olmasına özen gösteriniz (süt, ayran, taze meyve suları, özel çorbalar ve size önerilen beslenme solüsyonları gibi). Sıvıları yemek esnasında almayınız. Bu, tokluk hissetmenize neden olabilir. Yemekten 1 saat önce ya da sonra sıvı alabilirsiniz.
  • Şiddetli iştahsızlık dönemlerinde çok sevdiğiniz yiyeceklerden uzak durunuz. Çünkü bu yemeklerden tiksinebilir ve bir daha yemek istemeyebilirsiniz.
  • Yemeklerinizin ılık ya da soğuk olmasına dikkat ediniz. Bu, daha raht yemenizi sağlayabilir.
  • Tedavi sırasında et ve et ürünleri çoğu kez tiksinti oluşturur. Bu durumda protein ihtiyacınızı süt ve süt ürünleri ya da baklagiller gibi bitkisel proteinler ile karşılayabilirsiniz.
  • Gün içinde ne zaman iştahını iyi ise o zaman en büyük öğününüzü yemelisiniz. Genellikle iyi dinlendikten sonraki öğünde iştahınız iyi olur. Bu yüzden zengin bir kahvaltı yapınız.
  • Yatmadan 2 saat önce kendinize küçük bir öğün hazırlayınız. Örneğin, cevizli kek ile süt, bol peynirli bir poğaça ile taze sıkılmış meyve suyu ya da yumurta, peynir ve maydanozlu bir sandviç ile ayran olabilir. Bu gece öğünü size hem ek enerji protein sğalar hem de bir sonraki öğününüzü etkilemez.
  • Bir seferde az yemek yiyorsanız, yemek aralarında atıştırma yapmaya çalışınız. Atıştırma için yüksek kalorili yiyecekler (cevizli ya da bademli kek, kuruyemişler, kuru üzüm, kuru kayısı ya da incir, puding, sütlü tatlılar vb.) ile eczanelerde satılan hazır ve dengeli besin içeren içeceklerden, doktorunuz ve diyetisyeninizin önerisi ile yararlanabilirsiniz.
  • Bazen canınızın istemediği besinlerin formunu değiştirmek, onları tüketmenize yardımcı olur. Örneğin, sebze yemeği yiyemiyorsanız bol kaşarlı sebze püreleri yapabilir ya da salata şeklinde yiyebilirsiniz. Meyve yiyemiyorsanız süte katıp, blenderla karıştırarak tüketebilirsiniz.
  • Sütlü içecekler (ballı süt, meyveli süt gibi) hem protein hem de kalori desteği sağlar.
  • Düzenli egzersiz yapmak iştahı açar. Bu sebepten doktorunuza danışıp, kendinize uygun bir egzersiz programı belirleyebilirsiniz.
  • İlaç tedavisi alıyorsanız, kürler arasındaki iştahınızın daha iyi olduğu zamanlarda eksiğinizi kapatabileceğinizi unutmayınız. İştah artırıcı ilaçlar konusunda doktorunuzdan yardım isteyebilirsiniz.


Tat alma bozukluğu durumuna karşı alabileceğiniz önlemler:

  • Kemoterapi sırasında ilacın tadını ağzınızda hissediyorsanız, bu sürede kraker ya da katı şeker yiyebilirsiniz.
  • Kahvaltıda özellikle proteinli gıdalar almaya çalışmalısınız.
  • Özellikle rahat yiyebileceğiniz proteinleri (tavuk, balık, yumurta ve peynir) tercih etmelisiniz.
  • Et lezzetsiz geliyorsa, pişirmeden önce fesleğen, kekik, biberiye, defne yaprağı gibi lezzet verici ögeler ile terbiye edebilirsiniz.
  • Ekşi besinler daha lezzetli gelebilir. Portakallı kek ya da limonata iyi birer seçenek olabilir.
     

İshale karşı alabileceğiniz önlemler:

  • Tedavi sırasında birçok nedenle dışkılama sayısı artabilir. Bu gibi durumlarda mutlaka doktorunuza danışınız.
  • Dışkının rengini ve biçimini, kan ya da sümüksü yapı içerip içermediğini kontrol edip, eğer bir değişiklik görüyorsanız doktorunuza haber veriniz.
  • Dışkılama sayısını takip dip, kaydediniz.
  • Günde 3-4 kez ılık su ile duş alınız.
  • Rahatlamak için ılık oturma banyoları yapınız.
  • Naylon çamaşır yerine pamuklu çamaşırlar tercih ediniz.
  • Kilonuzu takip etmeniz oldukça önemlidir. Kilo kayıplarınızı doktorunuza bildiriniz.
  • Doktorunuzun önerilerine ek olarak ishal olduğunuz dönemde posalı yiyeceklerden (çiğ sebze ve meyveler, kepek ekmeği, kuruyemiş gibi), yağlı yiyeceklerden, çikolatadan, acılı ve baharatlı yemeklerden ve turşudan kaçınınız.
  • Yoğurt, peynir, yumurta, haşlanmış patates, pirinç lapası, makarna, erişte, muz, kabuksuz şeftali ve elma, ayran gibi besleyici ve potasyumdan zengin gıdaları tercih ediniz.
  • Günde en az 2-3 litre sıvı almanız gerekmektedir. Sıvı ihtiyacınızı sadece sudan değil, açık çay ve maden suyundan da faydalanarak gidermeye çalışınız.
  • Gazlı ve alkollü içeceklerden, demli çaydan uzak durunuz. Süt ishalinizi artırıyor ise içmeyiniz.
  • Sık ve az yemeye dikkat ediniz.
  • İyi pişmiş az yağlı sebze yemekleri yiyebilirsiniz.
  • Kuru fasulye, nohut, barbunya, mercimek, karnabahar, lahana gibi gaz yapıcı yiyeceklerden kaçınınız.
  • Makat çevresinde yara ya da kızarıklık fark ederseniz doktorunuza hemen bildiriniz.
  • Doktorunuzun önerdiği ishal kesici ilaçları düzenli olarak kullanınız.
     

Doktorunuza acil olarak başvurmanızı gerektiren ishal durumları

  • Dışkılama sayısı günde 6’yı aşıyorsa,
  • Dışkı, kan ya da sümüksü yapı içeriyorsa,
  • 38 derecenin üzerinde ateşiniz varsa,
  • İshal 2 günden fazla devam ediyorsa,
  • Beraberinde bulantı-kusma varsa ve ağızdan sıvı almanızı engelliyorsa,
  • Ağzınızdaki yaralar nedeni ile ağızdan sıvı alamıyorsanız,
  • Karın ağrınız varsa ve 2 günden fazla devam ediyorsa acil olarak doktorunuza başvurunuz!


Kabızlığa karşı alabileceğiniz önlemler:

  • Bol ve özellikle ılık sıvı gıda almaya çalışınız. Günde 8-10 bardak su içmeye gayret ediniz.
  • Özellikle sabahları 1-2 adet kuru kayısı, incir ya da 2-4 adet zeytin yiyip üzerine bir bardak ılık su içmeniz faydalı olabilir.
  • Posalı gıdaları (çiğ ve pişmiş sebzeler, kuru baklagiller, kabuklu ve çekirdekli meyveler, komposto, kuru meyveler, kepek ekmeği, tam tahıl ürünleri ve patlamış mısır gibi) tercih etmelisiniz. Çünkü bol sıvı ile beraber yüksek posa, bağırsaklarınızın daha düzenli çalışmasını sağlar.
  • Mümkün olduğunca hareketinizi artırmalısınız. Kısa yürüyüşler faydalı olacaktır.
  • Öğünlerinizi düzenli yemeniz de bu konuda yararlı olacaktır.
  • Dışkılama hissettiğinizde hemen tuvalete gitmelisiniz. Bu şekilde düzenli tuvalet alışkanlığı kazanmanız daha kolay olacaktır.
  • Tüm bunlara rağmen kabızlığınız sürüyor ise doktorunuza başvurmalısınız.
     

Doktorunuza acil olarak başvurmanızı gerektiren kabızlık durumları

  • 2 günden fazla süren gaz ve dışkı çıkışının olmaması durumunda,
  • Beraberinde bulantı ve kusma varsa,
  • Şiddetli kramp tarzında karın ağrısı varsa,
  • Dışkıda kan varsa acil olarak doktorunuza başvurunuz!


Ağız yaraları ve yutma güçlüğü durumunda alabileceğiniz önlemler:

  • Kemoterapi başlamadan önce diş hekiminiz ile ağız ve diş sağlığınız konusunda görüşünüz ve gerekli tedavileri yaptırınız. Kemoterapi sırasında enfeksiyonlara yatkınlık ve kanama sorunları nedeni ile diş tedavilerini önermemekteyiz.
  • Gerek kemoterapi gerekse radyoterapiye bağlı olarak ağız içi ve yemek borusu içindeki dokular zedelenebilir. Bu nedenle ağzınızı her gün kontrol ediniz. Ağzı içinde kızarıklık, pamukçuk benzeri oluşum gördüğünüzde doktorunuzu bu durumdan haberdar ediniz.
  • Özellikle baş ve boyun bölgesine uygulanan radyoterapi ve kemoterapi, tükürük salgısını azaltarak ağız ve dilin kurumasına neden olur. Bu durum, besinlerin hem zor çiğnenip yutulamamasına hem de tatlarının değişik algılanmasına neden olur. Bu gibi durumlarda:
  • Elinizin altında 1 şişe su bulundurun ve 1-2 dakikada bir 1 yudum içiniz. Bu hem konuşmanızı hem de besinleri yutmanızı kolaylaştırır.
  • Özellikle ekşi meyveler ve içecekler tükürük salgısını artırır ama ağız içi yaralarınız varsa tüketilmeleri önerilmez.
  • Sakız çiğneyebilirsiniz. Ağzınıza şeker ve buz parçası alıp dolaştırabilirsiniz.
  • Bu probleminiz beslenmenizi çok kötü etkiliyorsa mutlaka doktorunuza danışınız.
  • Yemekle birlikte ağrı, yanma ve zor yutma gibi yakınmalar ortaya çıkabilir. Ağrıyı azaltmak için doktorunuzun önereceği ağrı kesicileri kullanınız.
  • Yiyecekleri iyice yumuşayıncaya kadar pişiriniz.
  • Özellikle et gibi çok çiğnemeniz gereken besinleri çorbaya katıp, blender ile öğüterek ya da püre haline getirerek yemeye çalışınız.
  • Besinleri soğuk ya da ılık yiyiniz. Sıcak besinler dili ve boğazı rahatsız eder.
  • Genellikle yumuşak, ılık ve asitsiz gıdaları (sütlaç, puding, muhallebi, yoğurt, bebek mamaları, az pişirilmiş yumurta, peynir, patates ya da diğer sebze püreleri, haşlanmış patates, makarna, erişte, muz ve kabuksuz elma gibi) tercih ediniz.
  • Bol sıvı alınız. Özellikle şeftali, elma, kayısı suyu meyve suları içebilirsiniz.
  • Domates (sosu ya da suyu), portakal, limon, greyfurt gibi ekşi ve asitli meyve sularından, çiğ sebzelerden, kuru ve sert gıdalardan (kraker, tost, ekmek kabuğu gibi), acılı, baharatlı ve çok tuzu yiyeceklerden uzak durunuz.
  • Kuru olan yiyecekleri tereyağı, et suyu ya da sos ile yumuşatıp yutmayı deneyiniz. Yutmanız gereken ilaçları da yağlayarak yutmayı deneyebilirsiniz. Ancak yutamadığınız şeyleri yutmaya çalışmayınız.
  • Dişlerinizi her yemek sonrası ve yatmadan önce küçük ve narin hareketler ile fırçalayınız. Bebek diş fırçası gibi yumuşak bir diş fırçası kullanınız. Ağız yararlarının olduğu durumlarda dişlerinizi fırçalamayınız, sadece ağzınızı su ile çalkalayınız.
  • Yemeklerden sonra ve yatmadan önce bir su bardağına bir çay kaşığı karbonat koyarak, bununla ağzınızı çalkalayınız. Bu şekilde ağzınızda oluşan asit ortadan kalkacaktır.
  • Sigara ve alkolden uzak durunuz.
  • Dudaklarınızı kuruma ve çatlamalara karşı nemlendirici kremler ile koruyunuz.
  • Diş protezi kullanıyorsanız ağzınıza iyi oturup oturmadığını kontrol ediniz. Aksi halde protez, ağız içini tahriş ederek enfeksiyon gelişimine zemin oluşturabilir. Ağız yaralarınızı kontrol ederken mutlaka protezini çıkarıp, altını da kontrol ediniz. Her yemek sonrası protezi çıkararak hem ağız içini hem de protezi temizleyiniz. Eğer ağız yaraları oluştuysa bir süre protez kullanmayınız.
  • Doktorunuz tarafından ağız yaraları için verilen gargaraları düzenli olarak kullanınız.
     

Kilo kaybı durumuna karşı alabileceğiniz önlemler:

  • Yemeklerinize ve çorbalarınıza zeytinyağı ya da kolesterolünüz yüksek değil ise tereyağı ekleyiniz.
  • Pilav ve çorbalarınızı et suyu ile yapınız.
  • Ceviz, badem, fındık, fıstık gibi enerji içeriği yüksek kuruyemişlerden her gün tüketiniz.
  • Süte bal ya da çikolata ilave ediniz.
  • Patates püresinin içine kaşar ve tereyağı ekleyiniz. Bu, pürenin hem lezzetini hem de kalori protein içeriğini artırır.
  • Sıcak içeceklerinizin yanında lokum ya da küçük kurabiyeler yiyiniz.
  • Doktorunuzla ya da diyetisyeninizle kilo kaybınız hakkında görüşünüz. Gerekli görülürse size hazır beslenme solüsyonları önerilecektir.
  • Omlete peynir ya da sandviçe yumurta ekleyerek kalori oranlarını artırınız.
  • Salatalara bol miktarda zeytinyağı ile ton balığı, peynir, iyi pişmiş biftek ya da tavuk parçaları ekleyiniz.
  • Makarnalara peynirli, kıymalı ya da kremalı soslar ilave ediniz.
  • Kuru meyveler tüketiniz.
  • Kek, poğaça, gözleme gibi hamur işlerinin içine ekstra yumurta ve yoğurt ekleyerek protein içeriğini; fındık, badem gibi kuruyemişler ekleyerek de enerji içeriğini artırınız.
  • Yemek yediğiniz ortamı müzik ya da sevdiklerinizle yapacağınız güzel bir sohbet ile süsleyerek de iştahınızı artırmaya yardımcı olabilirsiniz.
     

Saç dökülmesi durumunda alabileceğiniz önlemler:

  • Kemoterapi öncesinde saçlarınızı kısa kestiriniz.
  • Saçlarınızı sık sık bebek şampuanı ile yıkayınız.
  • Saçlarınız için yumuşak kıl fırça tercih ediniz ve mümkün olduğunca az tarayıp, fırçalayınız.
  • Başınızı sıcaktan ve soğuktan koruyunuz.
  • Kimyasal maddeler (saç boyası, jöle gibi), bigudi ve sıkı tokalar kullanmayınız.
  • Elektrikli saç kurutma makinelerini kullanmayınız.
  • Kaşlarınız için kaş kalemi kullanabilirsiniz.
  • Kemoterapiniz sona erdikten sonra saçlarınız normal hale dönünceye kadar kimyasal işlem (boya, perma vb.) uygulamanızı önermemekteyiz.
     

Kaşıntı durumunda alabileceğiniz önlemler:

  • Ilık ya da serin bir duş ile rahatlayabilirsiniz.
  • Güneşten korunmaya özen gösteriniz.
  • Bol ve pamuklu giyecekleri tercih ediniz.
  • Kaşınan yerlere ıslak bez uygulaması yapınız.
  • Tırnaklarınızı kısa kesiniz ve ellerinizi temiz tutunuz.
  • Derinizi hasara uğratacak kaşıma girişimlerinden kesinlikle kaçınınız.
     

Kas ve özellikle sinir sistemine ait şikayetleriniz varsa alabileceğiniz önlemler:

  • Yaralanmaya neden olabilecek işlerden kaçınınız
  • Dikkat ve uzun süreli konsantrasyon gerektiren işlerden uzak durmaya çalışınız.
  • Özellikle refleks gerektiren (otomobil kullanmak gibi) işlerden uzak durunuz.
  • Yürüme, merdiven çıkma durumlarında mutlaka destek alınız ve gerekirse baston kullanınız.
  • Ayakkabı seçimine özen gösteriniz. Ayağınıza oturan bir ayakkabı tercih ediniz.
  • Soba, çaydanlık gibi yanma riski olan aletlerden uzak durunuz.
  • Aşırı sıcak ve soğuk olabilecek şeylerden uzak durunuz.
  • Oxaliplatin içeriği olan ilaçları kullanan hastalarda soğuğa karşı hassasiyet gelişebilir. Bu nedenle soğuk içecek ve yiyeceklerden, soğuğa temas etmekten kaçınınız.
     

Cilt ve tırnak değişikliklerine dair şikayetleriniz varsa alabileceğiniz önlemler:

  • Tedavi süresince güneşlenmekten kaçınınız.
  • Güneşe maruz kalmanız kaçınılmaz ise yüksek koruyucu özelliği olan güneş kremleri kullanınız.
  • Tırnaklarınızı dibinden kesmeyiniz, manikür ve pedikür yaptırmayınız.
  • Ayakkabılarınızın tırnaklarınıza basınç uygulamayacak rahatlıkta olmasına özen gösteriniz.
  • İş yaparken tırnaklarınızı korumak amacı ile eldiven kullanınız.
  • Ev içinde bile mutlaka çorap giymeye özen gösteriniz.
  • Sivilce varlığında derinizi temiz tutmaya özen gösteriniz.
  • Cildinizi tahriş edici parfüm, kolonya ve tıraş losyonlarından sakınınız.
  • Cildinizin aşırı kuruduğu durumlarda sık aralıklarla ılık banyo yapınız ve cilt nemlendiricileri kullanınız.
  • İlaç tipine göre el ve ayaklarınızı soğuk ya da sıcaktan korumanız gerekebilir, bu konuda özen gösteriniz. Doktorunuz size gerekli bilgiyi verecektir.
     

Doktorunuza acil olarak başvurmanızı cilt ve tırnak değişikliği

  • İlaç verilen damarda ağrı, kızarıklık ve şişlik varsa,
  • Vücudunuzda yaygın döküntü varsa,
  • Tırnak yatağında ağrı, kızarıklık ve sıcaklık varsa,
  • Tırnak yatağı ve ciltte akıntı varsa,
  • Ciltte açık yara oluştuysa,
  • El içi ya da ayak tabanlarında kızarma, soyulma, ağrı ve açık yara varsa acil olarak doktorunuza başvurunuz!


Halsizlik ve yorgunluk durumlarına karşı alabileceğiniz önlemler:

  • Sizin için önemli olan aktiviteleri enerjinizin en fazla olduğu zamana göre planlayınız.
  • Kendinizi rahatlatmak ve stresinizi azaltmak için derin nefes alma, hayal kurma, yakınlarınız ile konuşma, kitap okuma, müzik dinleme gibi size zevk veren aktiviteleri yapınız.
  • Gerektiğinde yardım istemekten kaçınmayınız.
  • Aşırı yatak istirahatinden kaçınınız. Kısa süreli dinlenme araları, uzun süreli dinlenme aralarından daha etkilidir.
  • Mümkünse temiz hava alınız.
     

Doktorunuza acil olarak başvurmanızı gerektiren kalp ve damar sistemi şikâyetleri

  • Göğüs ağrısı,
  • Çarpıntı,
  • Nefes darlığı,
  • Ayaklarda ödem,
  • Gece düz yastıkta yatamama,
  • Tansiyonda aşırı artış ya da düşüş,
  • Kol ve bacaklarda tek taraflı şişlik, kızarıklık, ağrı ve ısı artışı,
  • Anormal kanamalar durumunda acil olarak doktorunuza başvurunuz!


Psikolojik sorunlara karşı alabileceğiniz önlemler:

  • Duygularınız konusunda açık olunuz.
  • Korku ve endişelerinizi hem yakınlarınız ile hem de doktorunuz ile paylaşmaktan kaçınmayınız.
  • Soru sormaktan, hastalığınız ve tedaviniz ile ilgili bilgi almaktan kaçınmayınız.
  • Bir psikolog ya da psikiyatrdan yardım almaktan kaçınmayınız.
  • Pozitif düşününüz, hayata olumlu bakmaya çalışınız.


Kanser ve kemoterapi hakkında sık sorulan sorular

Hastalığım bulaşıcı mıdır?

Bu sorunun cevabı kesinlikle hayırdır. Hastalığınızın başka bir insana geçmesi imkansızdır.

Benim hasta olmam, çocuklarım ya da kardeşlerimde hastalık görülme riskini artırır mı?

Bu, her kanser tipi için geçerli bir durum değildir. Çoğu kez hastalığın sizde neden oluştuğu tam olarak bilinmez. Ancak meme ya da kalın bağırsak (kolon, rektum) gibi bazı özel kanser tiplerinde, yakınlarınızın hastalığa yakalanma riski artabilir. Doktorunuz böyle biri durumda sizi zaten uyaracaktır ve yakınlarınızın ne sıklıkta kontrole gitmeleri gerektiğini söyleyecektir.

Kemoterapi almam, çevremdeki insanlara zarar verebilir mi?

Bu sorunun cevabı da hayırdır. Başka bir insanı öpmeniz ya da sarılmanız ona zarar vermez. Hatta böylesine ciddi bir hastalık ile mücadele ederken eşiniz, çocuklarınız, torunlarınız le kuracağınız yakın ve sıcak ilişkiler moralinizin yüksek kalmasını sağlayacağından önerilmektedir. Ancak tuvalet ve el temizliğine dikkat edilmelidir.

Kemoterapi sırasında cinsel ilişki kurabilir miyim?

Kendinizi iyi hissediyorsanız ve tıbbi bir engel yoksa (örneğin, kan değerleriniz normalse) cinsel ilişki kurabilirsiniz. Ancak olası hamileliğin önlenmesi ve enfeksiyon riskinin azaltılması için mutlaka prezervatif kullanılmalıdır. Ayrıca kemoterapi kadınlarda hormonal değişiklikler nedeniyle vajinal kuruluğa neden olabileceğinden, doktorunuz ile bu durumu konuşarak kayganlaştırıcı jel ya da kremler kullanmanız mümkündür.

Kemoterapinin yan etkileri cinsel hayatımızı nasıl etkiler?

Kemoterapi almaktayken oluşan hormonal değişiklikler, halsizlik, yorgunluk, kilo değişiklikleri ve saç dökülmesi cinsel hayatınızı olumsuz etkileyebilecek faktörlerdir. Ancak eşler arası iletişimin çok önemli bir yanını oluşturan cinsel hayattan bu nedenlerden dolayı uzak durmak yanlıştır. Eşinizle bu dönemde beklenti ve isteklerinizi açık konuşarak, mutlaka bu iletişiminizi sürdürmeye gayret ediniz.

Kemoterapi alırken diş tedavisi yaptırabilir miyim?

Kemoterapi sırasında dişe müdahale edilmesi genellikle riskli olabilecek bir durumdur. Bu nedenle kemoterapi öncesinde diş hekimine başvurularak, gerekli tedavilerin yaptırılması önerilir. Kemoterapi sırasında diş probleminiz olursa lütfen doktorunuza danışınız.

Kemoterapi sırasında aşı yaptırabilir miyim?

Aşı olunması, kemoterapiye bağlı olarak bağışıklık sisteminiz iyi çalışmadığından genellikle tavsiye edilmez. Ancak bazı aşıların da yapılması (grip aşısı, zatürre aşısı gibi) gerekli olabilir. Bu konuda doktorunuza danışınız.

Kemoterapi esnasında gebe kalabilir miyim?

Kemoterapi, hormonal düzensizliklere neden olduğu için yumurtlama fonksiyonları da bozulur ve gebe kalma olasılığı azalır. Ayrıca uygulanan ilaçların bebek üzerine ölüm ya da anomalili doğum gibi çok önemli yan etkileri görülebilir. Bu nedenle üreme çağındaki bir kadının kemoterapi bitiminden en az 18 ay sonrasına kadar gebe kalmamasını önermekteyiz. Bu nedenle de tedavi sırasında doğum kontrol yöntemlerine başvurmalarını ve bu konuda da tedaviyi yürüten doktorun önerisine göre hareket edilmesini tavsiye etmekteyiz.

Kemoterapi sırasında bebeğimi emzirebilir miyim?

Bu, bebeğe zarar verebilecek bir durumdur. Mutlaka doktorunuza danışınız.

Kemoterapi süresince tatil yapabilir miyim?

Doktorunuzun izin verdiği ve tedaviyi aksatmadığınız sürece tatil yapmanızda sakınca yoktur. Tatil şeklinize göre doktorunuzdan gerekli uyarı ve önerileri almanız güvenli tatil yapmanız açısından önemlidir.

Kemoterapi süresince spor yapabilir miyim?

Doktorunuza danışmadan spor aktivitelerine karar vermeyiniz. Ağır egzersiz vücut direncinizi azaltacağı gibi, sıvı dengesizlikleri, vücuttan atılım hızının değişmesi gibi pek çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Ayrıca daha önce de bahsettiğimiz gibi kansızlık spor yapmanızı önemli ölçüde sınırlayacaktır ve spor esnasında vücudunuzun zorlanmasına neden olacaktır. Ancak hastalarımızın hareketsiz bir tedavi dönemi geçirmelerini de tavsiye etmiyoruz. Kendini iyi hisseden hastalarımızın günlük düzenli yürüyüşler ile spor yapmalarını öneriyoruz. Bunun için de tedavinizi takip eden doktorunuzun görüşlerine mutlaka başvurmanız gerekmektedir.

Kemoterapi süresince çalışabilir miyim?

Yaptığınız işe ve aldığınız tedaviye göre karar verilmesi uygun olacaktır. Örneğin bazı tedavi sürecinde ilaçlara bağlı dikkatsizlik görülebilir. Bu hastalarımızın araba kullanmak gibi dikkat gerektiren işlerine devam etmelerini önermiyoruz. Bu nedenle doktorunuz ile görüşerek karar vermeniz doğru bir yaklaşım olacaktır.

Ekstra vitamin ve mineral almam gerekir mi?

Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmek, vücudunuzun sağlıklı çalışması için hayati önem taşır. Özellikle tedaviniz sırasında iyi besleniyor olmanız hastalıkla mücadelede sizi güçlü kılar. Gerekli olmadan ekstra vitamin ya da mineral alımının, hastalığı tedavi ettiğine ya da gerilettiğine dair bilimsel kanıt yoktur. Bazı vitaminlerin fazla miktarda alınmasının tehlikeli olabileceği göz önünde bulundurulmalı ve mutlaka doktor önerisiyle alınmalıdır.

Kemoterapi sırasında yemem gereken özel bir gıda ya da almam gereken bir ilaç var mı?

Genellikle özel bir beslenme şekli yoktur. Ancak sağlık beslenme kurallarına uyulması tavsiye edilir. Özellikle aşırı tatlı ve yağlı yiyeceklerin tüketimi zararlıdır. Bu konuyu doktorunuz ve diyetisyeniniz ile konuşmanızı öneririz. Gerekli ise size özel gıda ya da ilaç takviyesi önerilecektir.

Kemoterapi bittikten sonra hangi sıklıkta kontrole gelmeliyim?

Bu durum hastalığın tipine, vücuttaki yaygınlık durumuna ve yerleştiği organa göre farklılık gösterir. Bu konuda en doğru zamanlamayı doktorunuz size bildirecektir.

Kemoterapiden sonra nasıl beslenmeliyim?

Beslenme ve çevresel faktörlerin kanser oluşumundaki etki payı %60-70 olarak verilir. Bu, oldukça yüksek bir orandır. Sağlıklı, düzenli ve uygun beslenme biçiminin yanı sıra egzersiz ve diğer yaşam tarzı alışkanlıkları ile hastalığın oluş mekanizmasının büyük oranda önüne geçilebilir. Bunu için aşağıdaki beslenme önerilerini dikkate alıp, uygulamaya çalışınız:

  • Bitkisel kaynaklı yağları aşırı tüketmeyiniz. Çünkü aşırı alındığında, hücre hasarı ve bağışıklık mekanizmasında doğrudan ya da dolaylı zararlı etkileri vardır. Tercihinizi zeytinyağından yana kullanınız.
  • Salam, sosis ve sucukların içinde yer alan katkı maddeleri vücudumuzda kanser yapıcı ajanlara dönüşürler. Bu nedenle ya hiç yenilmemeli ya da çok seyrek ve az miktarlarda tüketilmelidir.
  • Beyaz şeker ve beyaz şeker ile hazırlanan tatlılar tüketilmemelidir ya da miktarı çok azaltılmalıdır.
  • Fazla tuz tüketimi genel sağlığınızı olumsuz etkiler. Bu yüzden az tuzlu yemek alışkanlığı kazanılmalıdır.
  • Kabuğu yanmış ekmek, kavrulmuş ve üzerinde yanıklar oluşmuş leblebi, yüzeyinde yanık halkaların olduğu gözleme ve bazlama, kenarı yanık kek, susamı yanmış simit, fazla kızarmış ekmek, yanık kestane gibi yüzeyi yanmış besinlerden uzak durulmalıdır.
  • Karamelizasyon denilen şekerin yakılması işlemi sizin için zararlıdır. Kazandibinin yanık yüzeyi, krem karamel, karamelli yaş pastalar tüketilmemelidir.
  • Pişirme yöntemi çok önemlidir. Haşlama, buğulama, ızgara ve fırında pişirme daha sağlıklıdır. Yemek yaparken malzemeleri kavurmadan, çiğden pişirmek en doğrusudur.
  • Etli yemeklerde et önce suda pişirilmeli, ardından sırası ile diğer malzemeler eklenmelidir.
  • Eti kömürde uzun süre pişirmek (mangal) ya da kızgın yağda kızartmak sizin için zararlıdır. Eti haşlama, ızgara ya da fırında pişirmek en doğru yöntemdir.
  • Her türlü kızartmadan uzak durulması gerekir. Özellikle protein içeren gıdaları (et, tavuk, balık, peynir vb.) kızartarak yemek sakıncalıdır. Çok canınızın istediği durumlarda sebze kızartmaları, porsiyon miktarı küçültülerek ve seyrek oranda yenilebilir. Kızartma yağı ikinci kez kullanılmamalıdır.
  • Kuruyemiş ve baharatları çok taze tüketmeye gayret ediniz. Güvendiğiniz yerlerden azar azar ve taze alınız.
  • Şeker hastalığınız yoksa yapay tatlandırıcı kullanmayınız.
  • Dondurucudan çıkarıp çözdürdüğünüz gıdaları kesinlikle tekrar dondurmayınız.


Kemoterapi bittikten sonra almam gereken diğer önlemler nelerdir?

  • Sigara ve diğer tütün ürünleri kesinlikle kullanılmamalı ve kullananların yanında bulunulmamalıdır.
  • Alkollü içecekler ya hiç alınmamalı ya da günde bir kadeh ölçüsü aşılmamalıdır.
  • Haftada birkaç kez 10-15 dakika güneş ışığına çıkılmalıdır. Güneş ışığından alınan D vitamini, kansere karşı koruyucudur. Ancak güneşin yoğun olduğu saatlerde uzun süre güneş ışığına maruz kalmanın da cilt kanserine yol açacağını unutmayın.
  • Ek olarak aktif bir yaşam biçimi geliştirin. Haftada 5 gün, günde 30 dakika orta ağırlıkta bir egzersiz (hızlı yürüyüş gibi) ya da spor yapın.
  • Uykusuz kalmayın. Düzenli uyku bağışıklık sisteminizin iyi çalışmasını sağlar.
  • Stressiz yaşam, iyi aile ilişkileri, iyi arkadaşlar ve dertlerinizi paylaşma sağlığınıza katkıda bulunur.
  • Özellikle 40 yaşın üzerindeyseniz, her yıl düzenli olarak sağlık kontrollerinizi yaptırın.
21.02.2023




loading
x

Randevu Talebi Oluşturma

* listenenler dışındaki tarih ve saate randevu almak istiyorsanız lütfen 0850 911 0 911 numaralı çağrı merkezimiz ile iletişime geçebilirsiniz

Verdiğim kişisel veri ve iletişim bilgilerimin, Bayek Tedavi Sağlık Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş., Penta Sağlık Hizmetleri A.Ş., Bayek Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş. (hepsi birlikte Bayındır Sağlık Grubu olarak anılacaktır) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında Aydınlatma Metninde belirtilen amaç ve bağlı amaçlar dahilinde işlenmesine ve aktarılmasına muvafakatettiğimi beyan, kabul ve taahhüt ederim.

Bayek Tedavi Sağlık Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş., Penta Sağlık Hizmetleri A.Ş., Bayek Ağız ve Diş Sağlığı Hizmetleri ve İşletmeciliği A.Ş. (hepsi birlikte Bayındır Sağlık Grubu olarak anılacaktır) tarafından her türlü bilgilendirme, etkinlik, duyuru, anket, tanıtım, açılış, davet vb. hatırlatmaları ile diğer sair iletişim çalışmaları kapsamında tarafıma ticari elektronik ileti (arama, SMS, e-posta vb.) gönderilmesini kabul ediyorum.

Lütfen Üstteki Kutucuğu işaretleyiniz!

Hastanemizde kaydınız var ise direkt randevu alabilmek için tıklayınız