El bileğinde sinir sıkışması anlamına gelen Karpal Tünel Sendromu, ellerinizin ve bileklerinizin “Yoruldum” mesajı… Bu bölgede sinir hasarı oluşmadan mesajı almak ve tedaviye başlamak gerekiyor. Kalem tutan, taşı oyarak can veren, hamuru ekmeğe, binlerce kez kıvrılarak, rengarenk iplikleri giysilere dönüştüren ellerimiz… Şimdilerde ise çağımızın olmazsa olmazları arasına giren “klavye” ve “mouse” tutan ellerimiz… Yaşam çizgimiz bile orada! Peki, onlarsız yapamadığımız ellerimize yeterince özen gösteriyor, bize anlatmaya çalıştıklarını anlayabiliyor muyuz?

Karıncalanma ve ağrı görülüyor
Bir gece avuç içlerinizde yüzlerce karıncanın gezindiği hissi ile uyanabilir, kendi ellerinizden kurtulmak ister gibi ellerinizi silkeler, nereye koyacağınızı bilemezseniz çaresizce soluğu hekiminizde alırsınız ve yıllardır, her gün sayısını bilmediğimiz işte kullandığınız ellerimizin artık yorulduğunu böyle anlatmaya çalıştığını anlarsınız. Bir beyin cerrahı, plastik cerrah ya da el cerrahisi ile uğraşan bir hekimin karşısına bu şikayetlerle çıkıldığında ilk akla gelenin, halk arasında ‘sinir sıkışması’ olarak da bilinen ‘Karpal Tünel Sendromu’nu ifade ediyor. Karpal Tünel Sendromu, avuç içine baktığınızda el bileğinde görünen enine çizgiler düzeyinde yer alan bir dokunun (karpal ligaman) altından geçen bir siniri (median sinir) çoğunlukla sıkıştırmasını ifade etmektedir.

Karpal ligaman diye adlandırdığımız bant şeklinde bir yapı, altındaki el bileği kemikleri ile bir tünel oluşturarak, el parmak hareketlerini sağlayan kas kirişlerini ve sinirleri koruma altına alır. Bu dar ve sert dokular arasındaki tünelden, elimizde en kalın sinir olan ‘median’ sinir de geçer. Bu sinir esas olarak, baş, işaret, orta ve yüzük parmakların hissetmesini ve bu parmakların bazı hareketleri yapmasını sağlar. Kanalın herhangi bir nedenle daralması ve içinden geçen median sinirin sıkışması sonucunda sinirin fonksiyonlarında birtakım bozulmalar ile, el ve bilekte karıncalanma, yanma ve ağrı ile karakterize olan bir durum gelişir. Bu durum Karpal Tünel Sendromu olarak adlandırılır.

Kimler risk altında?
Özellikle işi esnasında el ve bilek hareketlerini aynı şekilde tekrarlayan ve zorlayan kişilerde görülen Karpal Tünel Sendromu, aşırı el işi yapan ev hanımları, daktilo ve bilgisayar kullanımının sık olduğu bankacılık sektörü çalışanları, sekreterler, müzik aleti çalanlar, el ve bilek hareketleri gerektiren aletler ve titreşimli aletleri kullananları daha çok etkiliyor. Bunların dışında şeker hastalığı, hipotiroidi, romatizmal hastalıklar, aşırı şişmanlık, gut hastalığı, doğum kontrol haplarının kronik kullanımı, gebelik durumları (3-4 gebelikten birinde görülür ve geçici bir durumdur), böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği, kortizol kullanımı, büyüme hormonunun aşırı salgılandığı durumlar da hastalık için risk oluşturuyor. Hastalığın kanalı daraltan herhangi bir durumda da ortaya çıkabiliyor; el bileğinde oluşabilecek kırıklar, yumuşak doku tümörleri, eklem kistleri, yağ bezeleri, kas ve damar anomalileri gibi durumlarda da bu tünelin daralabileceğini ve sinir sıkışmasının ortaya çıkabileceğini belirtiliyor ve hastalığın 20 kişiden birinde görülmekle birlikte, özelikle 40 yaşın üzerindeki kadınlarda erkeklerden dört kat daha fazla rastlanıyor ancak kalıtsal olmuyor.

İlk üç parmak uyuşuyor
Hastalıkta genellikle yavaş yavaş başlayan bazen kola da yayılmakla birlikte en çok avuç içinde ve parmaklarda görülen uyuşmalar, ağrı, bazen kaşınma hissi, el parmak hareketlerinde çabuk yorulma, güçsüzlük şikayetleri gözleniyor. Uyuşmalar gece hastayı uykudan uyandıracak derecede şiddetli olabiliyor.Genellikle hastalar kollarını kaldırdıklarını veya silkelediklerini, el bileklerini ovarak rahatladıklarını ifade ederler. Dikkat edilirse bu uyuşmaların daha çok ilk üç parmağı kapsadığı fark edilebilir. Belirtiler genellikle ilk başlarda bir veya iki bilekte, geceleri oluşmaya başlar. Erken dönemde teşhis edilmez ve önlem alınmaz ise giderek kötüleşme sonucu uyuşmaların gün boyu sürmesi, küçük nesneleri kavramada zorluk ve kolay yorulma ortaya çıkar. Çok daha ileri dönemlerde bu şikayetlere ek olarak avuç içinde kas erimesi, başparmak hareketlerinde güç kayıpları, sıcak-soğuk ayrımını yapamamak gibi geç belirtiler gözlenebilir.

Sinir hasarı oluşmadan…
Erken teşhis ve tedavinin median sinirin kalıcı hasarını önlemek için önemli. Kalıcı hasar durumunda parmaklar hareket edebilme ve hissedebilme özelliğini kaybedebilir ve bu durumda cerrahi tedavi şansı kalmaz. Bu nedenle hastalığın kesinlikle tedavi edilmesi gerekli.

Başka hastalıklarla karışmasın
Hekim-hasta ilişkisinin olmazsa olmaz kuralı olarak, her şeyden önce hastanın şikayetlerini tarif etmesine imkan verilmeli ve hasta iyice dinlenmeli. Günlük yaşam aktiviteleri detaylıca ortaya konmalı. Zira hekimi bu hastalıktan şüphelenmeye itecek başlıca yol, hastanın anlattıklarıdır. Daha sonra eller, kollar, omuzlar ve boyun ile ilgili olarak yapılacak detaylı bir fizik muayene gerekiyor. Bu hastalığa yönelik olarak fizik muayenede bazı özel manevraların yapılması unutulmamalı. Bütün bunların yerine getirilmesi, sonuçta bizi yanlış noktalara yönelmekten alıkoyar. Zira bu durumun başka bazı hastalıklarla karışma olasılığı da var.Median sinir, boyun omurgasının koruduğu omurilik kısmından çıkan birtakım sinirlerin daha sonra birleşmesi ile oluşur.

Parmaklarımıza ulaşana dek omurgadan başlayarak herhangi bir noktada baskı altında kalması durumunda da bu bahsi geçen şikayetler söz konusu olabilir. İşte bu durum bizi hekim olarak yardımcı başka testleri kullanmaya sevk eder. Her farklı sebepte yapılacak tedavi de farklı oluyor.Olası sebepleri ortaya koymak ve şüpheleri gidermek için el ve el bileği röntgenogramları, rutin mikrobiyolojik ve biyokimyasal kan incelemeleri, tiroid fonksiyon testleri, romatolojik tetkikler kullanılıyor. Ancak en değerli yöntem elektrofizyolojik testlerdir. Yani kısaca EMG’ dir

EMG (elektromiyografi) denilen testte sinirin karpal ligaman altında sıkışıp sıkışmadığı, sıkışma noktası, ne derece sıkıştığı belirlenebilmektedir.Bu test median sinirdeki bir fonksiyon bozukluğunu ve sinirin iletim hızını diğer sinirlerle kıyaslayarak sayısal anlamda ortaya koyabiliyor. Bu yolla sinir sıkışmasının varlığı ve derecesi yorumlanabiliyor. Hastalığın teşhisinde hastanın şikayeti ile fizik muayene bulgularının örtüşmesi tedavinin planlanmasında büyük önem taşıyor. 

Nasıl tedavi ediliyor?
Cerrahi ya da  cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilebilen Karpal Tünel Sendromu’nda tedavi, hastalığın hangi aşamada olduğu anlaşıldıktan sonra planlanmaktadır. Zira her Karpal Tunel sendromu hastasının ameliyat olması gerekmemektedir. Çoğunlukla da ameliyatsız çözümler mümkün olmaktadır. Hastalığın erken teşhis edilmesi, gerekli önlemlerin alınması ve erken tedavi ile sinir hasarının önüne geçilebiliyor.

İlk olarak altta yatan diyabet hastalığı, hipotiroidi, romatizmal rahatsızlıklar varsa bunların tedavi yoluna gidilmesi ancak bu sırada sinir hasarına fırsat verilmemesi gerekiyor. Başlangıç tedavisi; genellikle, en az iki hafta boyunca etkilenen el ve bileğin dinlendirilmesi, belirtileri kötüleştirecek faaliyetlerin önlenmesi veya kısıtlanmasını ve başka hasarların oluşmasını engellemek için bileği hareketsiz kılacak bir atel verilmesini içeriyor. Eğer bir şişme varsa el bileğine soğuk uygulaması şişliği azaltmaya yardımcı olabiliyor. Ultrason tedavisi, yoga, lazer uygulaması, B vitamini ve egzersiz terapileri uygulanıyor olsa da bunların faydalı olduğunu kanıtlayan yayınlar henüz bulunmuyor.

Cerrahi dışı tedaviler
Çeşitli non steroidal antienflamatuar ilaçlar, yeni başlayan ve yorucu aktivitelerden kaynaklanan semptomları hafifletebiliyor. Ağız yoluyla alınan diüretikler ödemi azaltabiliyor. Hafif veya aralıklı şikayeti olanlarda kortikosteroidler veya lokal anestezik ilaçlar bilek içine enjekte edilebiliyor veya ağızdan alınan kortikosteroid ilaçlar çabuk ancak geçici bir rahatlama sağlayabiliyor. Ancak steroid tedavisinin diğer ilaçların uygun ya da faydalı olmadığı durumlarda kullanılması gerekiyor.

Esneme ve güçlendirme egzersizleri, semptomları hafif olan kişilerde işe yarayabiliyor. Ancak bu egzersizlerin fizyoterapist gözetiminde yapılması gerekiyor.

El bilekliği (İstirahat Ateli - Splint) kullanımı hafif olgularda bile antienflamatuar ilaç kullanımı sırasında geceleri mutlaka veriliyor. El bileğine yük bindiren bir iş yapılacaksa mutlaka kullanılması gerekiyor.Akupunktur ve kayropraktik bakım bazı hastalara yararlı olabiliyor ancak bunların da etkinliği kanıtlanmış değil.

Cerrahi tedavi
Hastalığın belirtileri altı ay veya daha fazla sürerse bu durum tedavide cerrahinin gerekliliğine işaret ediyor. Her ne şekilde olursa olsun cerrahi tedavi gereken olgularda karpal ligamanın kesilmesi ve bu yolla median sinirin üzerindeki basıyı ortadan kaldırmak amaçlanmaktadır.

Açık cerrahi
Teknolojiye paralel olarak tıbbi görgü ve bilgilerin de artışı ile bu işlem hastanın konforu açısından giderek daha olumlu hale getirilmiştir. İşlem lokal anestezi altında yapılır. Hastanın aynı gün içinde ameliyat edilmesi ve taburcu olması mümkündür. Açık cerrahi işlemde hastanın el bileğinden avucunun içine doğru açılan bir küçük kesi ile bu ligaman kesilir ve sinir baskıdan kurtarılır. Bu açık cerrahi çıplak gözle yapılabildiği gibi mikroskop eşliğinde de yapılabilir ancak sonuçlarında bir farklılık yoktur.

Kapalı cerrahi
Cerrahide bir diğer yöntem ise bu ligamanın endoskopik yolla kesilmesi. Bu yöntemde ön kolda ve avuç içinde 1’er cm’lik kesiler (bazen tek bir kesi de yeterli olabiliyor) açılıyor, bir endoskop bu kesilerden sokulup yine ligamanın kesilmesi sağlanıyor. Endoskopik yöntemde tedavide avuç içinde daha küçük bir kesinin olması, daha hızlı ve fonksiyonel iyileşme sağlaması daha büyük avantaj sağlıyor. 

Ameliyattan sonra
Belirtiler ameliyat sonrası hemen ortadan kalkmasına rağmen, cerrahi tedavi ile tam iyileşme aylar sürebiliyor. Bazı hastalarda yara enfeksiyonu, sinir hasarı, kesi üzerinde sertlik ve ağrı olabiliyor. Bu durum, hastalığın tekrarlaması gibi karşımıza çıkabiliyor fakat bu belirtilerin çoğu zaman kendiliğinden geçiyor. Bazen karpal ligamanın kesilmesi bilekte güç kaybına neden olabiliyor. Gücü geri kazanmak amacıyla fizik tedavi gerekebiliyor.

Karpal tünel sendromundan korunmak için
- El bileğinizi tekrarlayan baskılara karşı koruyun.
- Zorlayıcı işlerden kaçının.
- Gerektiğinde koruyucu atel takın.
- Elleri sıcak ve esnek tutmaya yardımcı parmaksız eldiven de giyebilirsiniz.
- El bileğiniz sürekli bükük halde iken çalışmaktan kaçının.
- Çalışma aralarında germe egzersizleri yapın. Kollarınızı ileriye uzatıp el bileklerinizi, aralarda gevşemeler olmak kaydıyla, 5’er saniye önce düz sonra aşağı ve en sonunda da yukarı bükerek tutun. Yine 5 saniye süre ile yumruk açıp kapama egzersizi yapın. Her hareketi 10 kez tekrarlayın ve günde birkaç kez olmak üzere düzenli olarak yapın.
- El işi yapıyorsanız molalar verin.
- Çamaşırı elde sıkmayın.
- Bilgisayar başında uzun çalışıyorsanız bileği destekleyen mouse pad kullanın.
- Omega 3 yağ asidinden zengin beslenmenin bu hastalığı önlediği yönünde de yayınlar bulunuyor.

Uzm. Dr. Fuat Memduh Mutlu
Bayındır İçerenköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı





Bayındır Hastanesi
x

Randevu Al

* listenenler dışındaki tarih ve saate randevu almak istiyorsanız lütfen 0850 911 0 911 numaralı çağrı merkezimiz ile iletişime geçebilirsiniz

Hastanemizde kaydınız var ise direkt randevu alabilmek için tıklayınız

yukarı git