Check-up uygulamaları yakın gelecekte karşılaşabileceğimiz olası hastalıklar hakkında sağlam ipuçları veriyor. Bayındır Hastanesi İçerenköy Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Gökhan Kotiloğlu, her sağlıklı insanın check-up yaptırması gerektiğini söylüyor ve check-up’ın hayati önemine değiniyor.
Check-up sağlıklı insanların yani bilinen bir hastalığı ya da yakınması olmayan insanların düzenli aralıklarla yaptırması gereken bir sağlık incelemesi. Check-up elbette sadece laboratuvar tetkiklerinden ibaret değil, hastanın hekim tarafından ayrıntılı olarak sorgulanması, bilgilerinin doğru olarak alınması ve ayrıntılı bir fizik muayeneden geçirilmesi gerekiyor. Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Gökhan Kotiloğlu, check-up ile ilgili merak ettiklerimizi yanıtladı.
Check-up uygulamalarını sağlıkla ilgili sorunu olanlar mı yoksa sağlıklı insanlar mı yaptırmalı?
Evet bu önemli bir nokta; çünkü check-up, sağlıklı insanların, herhangi bilinen bir hastalığı, yakınması olmayan insanların belirli aralıklarla yaptırdığı bir sağlık kontrolü. Kişinin bir şikayeti varsa, onunla ilişkili olarak özgün, daha farklı, daha ayrıntılı incelemelerin yapılması gerekebilir.
Bu konuda saptadığınız yanlış algılar neler?
Check-up, genellikle sadece laboratuvar tetkiklerinden ibaretmiş gibi algılanıyor hatta pek çok sağlık kuruluşunda da check-up programlarının bu şekilde olduğunu biliyoruz. Oysa bir hastanın sağlık durumunun ortaya konmasının üç ayağı var. Birincisi; hastanın mevcut durumunun ayrıntılı bir öykü alınarak öğrenilmesi, gerek kendi yaşam tarzından kaynaklanan, gerekse ailesel olabilecek risk faktörlerinin bu sorgulama esnasında doğrulanarak ortaya konulması. İkincisi; hastanın ayrıntılı bir sağlık fizik muayeneden geçirilmesi. Üçüncüsü de laboratuvar tetkiklerinin incelenmesi ve tüm bunların bir arada yorumlanarak bir sonuca varılması. Bu üç ayaktan birini çıkarırsanız elinizdeki veriler yetersiz olur. Sadece işi laboratuvar tetkiklerine döktüğünüz ve hastayı laboratuvar tetkiklerinin yorumlanmasıyla değerlendirdiğiniz zaman hastanın mevcut durumunu tam olarak ortaya koyamazsınız.
Diyelim ki bir hasta size geldi, check-up yaptırmak istiyor... Siz de bu üç ayaktan devam ediyorsunuz. Bu aşamada herhangi bir önceliğiniz var mı?
Dünyada check-up uygulamalarının kişiselleştirmesi yönünde bir yaklaşım var. Öncellikle kişinin yaşı ve cinsiyetine göre önceden belirlenmiş bazı check-up programları var. Aynı şekilde bizde de böyle, dört ana başlığa ayrılmış programlar var. Zaten bu rutin olarak uyguladığımız, kişinin yaşına ve cinsiyetine göre ayarlanmış bir program; ama bu programın dışında kişiden aldığımız bilgilere, fizik muayene bulgularına göre ek başka tetkikler istenebilir. Tabi bu da zaten kabaca yaptığımız bireyselleştirmenin, kişiye özgü programın daha da ayrıntılandırılmasına, yani daha da kişiye özgü hale getirilmesine imkan tanıyor. Bu da bahsettiğim iyi bir fizik muayene ve ayrıntılı bir öykü alınmasının önemini daha çok ortaya koyuyor; çünkü buna göre siz daha kişiye özgü bir takım incelemeler yapma şansına sahip oluyorsunuz.
Check-up uygulamalarının bireyselleştirilmesi neden önemli?
Diyelim ki, check-up yaptırmak isteyen kişiden bir değerlendirme alıyorsunuz ve aldığınız değerlendirmede ailede bağırsak kanseri olduğunu öğreniyorsunuz. Bağırsak kanseri bir risk faktörüdür, ailesel geçiş özelliği vardır. Buna göre siz incelemelerinizi yönlendirebilirsiniz. Normalde hiçbir check-up programı içerisinde kolonoskopi yoktur, ama böyle bir ihtiyaç doğduğu zaman, böyle bir gereksinimden hastanın faydalanacağını düşünüyorsanız, hastaya kolonoskopi önerebilirsiniz.Ya da muayene esnasında hastanın tiroid bezinde bir nodül olduğunu saptadınız diyelim. Bu hastaya normal check-up programı dışında mutlaka o nodüle yönelik ek başka tetkikler yapmanız gerekir. Gerek kan tetkikleri, gerek görüntüleme yöntemleri olarak başka incelemeler de gerçekleştirilmelidir.
Peki ailesel geçiş özelliği taşıyan, risk faktörü olan hastalıklar neler?
Kolon kanserinin dışında, bazı meme kanseri türlerinin böyle bir özelliği var. O meme kanserlerinde birtakım genetik yatkınlıklar ailesel risk getiriyor; hatta çok bildiğimiz güncel, popüler bazı örnekleri de var. Onun dışında ailede 40 yaşından genç erkek ya da 50 yaşından genç kadında dokümante edilmiş bir koroner arter hastalığı bulunması bir risk faktörü. Bazı kolesterol metabolizma bozuklukları var, bunların genetik özelliği var. Şeker hastalığının bir türünün genetik özelliği de vardır.
Belli yaş gruplarının mutlaka yaptırması gereken uygulamalar neler?“Bunları mutlaka görmek isterim” diyeceğiniz veriler hangileri?
Bir kişi hangi yaşta olursa olsun mutlaka kalp elektrosunu ve akciğer filmini görmek lazım. Bunlar, hangi yaş grubunda olursa olsun o sağlık değerlendirmesi içinde mutlaka yer alması gereken tetkikler. Onun dışında kanda yapılması gereken bazı incelemeler var.
Check-up uygulamaları bize somut bir bilgi veriyor mu?
Her hastalık için %100 verdiğini söyleyemeyiz ama pek çok sağlık sorunu için bir fikir verdiğini söylemek lazım. Sadece laboratuvar sonuçlarıyla değil; kişinin sağlık geçmişini, şikayetlerini, ailesel özelliklerini, muayene bulgularını ve laboratuvar sonuçlarını bir araya getirerek, en azından içinde bulunduğu sağlık risklerini söylemek mümkün olabiliyor. Dünyada yapılmış, çok uzun yıllar sürmüş birtakım klinik çalışmaların bize sağladığı bazı veriler var; bir kişinin şimdiki bulgularına bakarak,bu kişinin beş yıl sonra karşılaşabileceği riski öngörmemiz mümkündür. O profili ortaya koyduğunuz zaman da kişiye en azından ‘beş yıl sonra sizin ciddi bir sağlık sorununa, kalp-damar hastalığına yakalanma riskiniz şu kadardır’ diye net bir oran verilebilir.
Basit bir kan sayımı birçok konuda aydınlatıcı olabiliyor mu?
Vücudun kendini en çabuk yenileyen hücreleri alyuvarlar. Aşağı yukarı üç ayda bütün alyuvarlar yenileniyor. Eğer bu üç aylık süre içerisinde bir eksiklik söz konusuysa, bu çok basit bir kan sayımıyla anlaşılıyor. Bu kan sayımından alyuvarların sayısını, yapısını, hemoglobin içeriğini, boyutunu anlayabilme şansımız var, en azından şüphelenme şansımız var ve o şüphelenme sizi daha ileri birtakım incelemelere yönlendirebiliyor. Basit bir kan sayımının bile bu kadar çok bilgi verebilmesi ilginç aslında.
Standart check-up uygulamalarında, kafa karıştıracak tetkikler var mı?
Kişinin yaşına ve cinsiyetine göre ayarlanmış standart ana bir program var. Kişiden alınan bilgilerle fizik muayene ve laboratuvar sonuçları doğrultusunda, bu standart programların üzerine ek başka tetkikler gerekebiliyor. Belki medyanın yanlış yönlendirmesiyle, tümör belirteçleri olarak geçen bazı incelemelerin check-up programları içine konması gibi bir eğilim var, en azından insanlarda böyle bir beklenti, böyle bir istek var. Bu çok doğru bir yaklaşım değil. Tümör belirteçlerinin bir tarama testi olarak kullanılması doğru değil. İstisnaları var tabi; mesela prostata ilişkin PSA tetkiki bir istisna, ama bütün tümör belirteçleri için bu geçerli değil. Tümör testini bir tarama testi olarak kullanamazsınız, yani meme kanseri ya da pankreas kanseri için birer tümör belirteci vardır, ama bunları arama testi olarak kullanmak doğru değildir. Ancak tanı koyduğunuz hastada tedaviye yanıtı değerlendirmek için kullanabilirsiniz. Tarama testi olarak kullanılabilen, belki de tümör belirtecinden bile çok daha fayda sağlayan şeyler var. Mesela dışkıda gizli kan dediğimiz bir inceleme var ve check-up programlarının çoğunda da yer alıyor. Bu tarama çok basit bir testtir, çok da ucuz. Bize diş etlerinden makata kadar olan bütün sindirim kanalını dolaylı olarak inceleme imkanı sağlıyor.
Check-up uygulamaları ne kadar zaman alıyor?
Amacımız aynı gün içerisinde bitirmek. Hasta sabah aç karnına hastaneye geliyor, tetkikleri yapılıyor, akciğer filmi çekiliyor. Hekim hikayesini dinliyor, muayenesini yapıyor. Fizik muayene ve laboratuvar sonuçlarına göre hastaya geri dönüyor. O yorum doğrultusunda eğer gerekirse ek bir takım incelemeler planlanıyor. Çok istisnai durumlarda, bazen hastanın tokluk kan şekerini ölçmek istiyoruz, o zaman belki tekrar kan vermesi söz konusu olabiliyor. Bazı randevulu işlemler gerekirse, tomografi veya MR gibi, bunlar aynı gün içerisinde olamayabiliyor, bazen bir gün sonrasına sarkıyor. Ama sonuç olarak en fazla 48 saat içerisinde tamamlandığını söylemek mümkün.
Aile hekimlerinin kişiyi doğru yönlendirmeleri ve bu yönlendirmelerinin önemi üzerine neler söylemek istersiniz?
Tıp gittikçe branşlaşıyor, hatta bu branşların altında farklı branşlar ortaya çıkıyor. Ben mezun olduğum zaman mevcut olmayan birçok ihtisas alanı şu anda mevcut, bu da ister istemez hekimleri branş alanında aşırı yoğunlaşmaya itiyor. Bu da hastalara bütünsel olarak yaklaşımda sorun yaratıyor. Sağlık, kişinin ruhsal ve bütünsel olarak ele alınması gereken bir tanım. Parça parça baktığınız zaman bunları birleştirmek zor oluyor. Aile hekimi burada önemli. Aile hekimi bütün olarak bakabiliyor, aldığı eğitim bu şekilde. Bunun dışında aile hekimi olması nedeniyle hastanın bütün sağlık bilgilerine sahip oluyor, dolayısıyla da kişiyi doğru yönlendirmek konusunda aile hekiminin çok önemli bir rolü oluyor.  


Bayındır Hastanesi
x

Randevu Al

* listenenler dışındaki tarih ve saate randevu almak istiyorsanız lütfen 0850 911 0 911 numaralı çağrı merkezimiz ile iletişime geçebilirsiniz

Hastanemizde kaydınız var ise direkt randevu alabilmek için tıklayınız

yukarı git