Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesi, İtilaf Devletlerinin güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik noktayı işgal hakkına sahip olabileceklerini bildirmekteydi.

Bunu bir fırsat bilen İtilaf Devletleri, 13 Kasım 1918’de Osmanlı İmparatorluğu'nun yaklaşık 500 yıldır başşehri olan İstanbul’u işgal ederek, donanma toplarını Dolmabahçe Sarayı, Selimiye Kışlası, Haydarpaşa Tıbbiyesi gibi önemli merkezlere çevirmişlerdi.

İşgalin gerçekleştiği gün, Mustafa Kemal Paşa Adana'dan trenle İstanbul'a dönmüştü. Öğlen saatlerinde Haydarpaşa Garı'na gelen Mustafa Kemal Paşa, boğazdaki gemileri görünce yanında bulunan yaveri Cevat Abbas'a şu sözleri söyler: "Geldikleri gibi giderler".

3 Şubat 1919’da İngilizler kışla olarak kullanmak üzere Haydarpaşa Tıbbiye binasını işgal etti ve bir İngiliz birliği Tıp Fakültesi binasına yerleşti. Öğrencilerin bu duruma direniş göstermesinden çekinerek tıbbiye binasının saat kulelerine makineli tüfekler yerleştirdiler.

Öğrencilerin okulu işgal eden İngiliz askerleriyle resmi temasta bulunmaları yasaklanmıştı. Ancak İngilizce bilen bazı öğrenciler zamanla İngilizlerle konuşmaya ve ilişki kurmaya başladı. Bu ilişki zamanla alışverişe döndü ve İngilizlerden silah almaya kadar ilerledi. Bu silahlar gizlice Millî Mücadelenin gizli polis teşkilatı olan ve Anadolu'ya silah ve cephane kaçıran Ayın-Pe (A-P) teşkilatına ulaştırılıyordu. Bu teşkilat adına çalışan 15 tıbbiyeli, bir gece İngilizlere ait silah deposundan silah ve el bombası çalarak bunları gizlice Anadolu’ya göndermeyi başarmışlardı.

İşgal ve savaşın yarattığı olumsuz etkiler tıbbiye öğrencilerini fazlasıyla öfkelendirmekteydi. Buna tepki olarak bazı şeyler yapmak isteseler de İngilizler okulda her türlü toplantı yapmayı yasaklamışlardı. Bunu bir türlü içlerine sindiremeyen ve tepkilerini ortaya koyabilmek için bir yol arayan öğrenciler Tıbhane-i Amire’nin kuruluş tarihi olan 14 Mart 1827’yi kutlama bahanesi ile izin alabileceklerini düşündüler. Bu şekilde bir araya gelebilecekler ve kendi aralarında bir dayanışma başlatacaklardı. Gerçekten de bu kutlama için İngilizlerden izin almayı başardılar.

Tıp Fakültesi Talebe Cemiyeti bazı hocalarıyla beraber, 14 Mart 1919 günü Beyazıt’taki Darülfünun binasının toplantı salonunda kutlama için toplandılar. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’nda modern tıp eğitiminin başladığı 14 Mart 1827’nin 92. yıl dönümünde ilk defa tıp bayramı kutlanmış oldu. Bu toplantı, işgale karşı ülke genelinde yapılan ilk organize etkinlikti.

Toplantıya başta Fevzi Paşa, Dr. Akil Muhtar, Dr. Asaf Derviş, Dr. Besim Ömer olmak üzere Tıbbiyenin ve Darülfünunun bazı hocaları, İstanbul’daki hastanelerin hekimleri, tıbbiye öğrencileri, İnas Darülfünunu’nun kız öğrencileri katıldı. Ayrıca İngiliz, Amerikan, Fransız Kızılhaç temsilcileri, Fransız Sıhhiye Genel Müfettişi ve Osmanlı basın temsilcileri katıldı.

Toplantıda konuşan Dr. Memduh Necdet Bey, tıbbiyenin Birinci Dünya Savaşı’na katkılarını anlattı ve “İtiraf ediyoruz ki vatan, bilhassa onun kalbi İstanbul bu dakikada korkunç bir buhran geçiriyor. Ama korkmuyoruz... Buradayız, burada kalacağız... İstanbul bizimdir, çünkü halife ve hakan yatağıdır. İstanbul bizimdir, çünkü şehitler ve tarih buradadır. İstanbul bizimdir, çünkü istiklâl buradadır” diyerek sözlerini bitirdi. Bu konuşma coşku ile karşılandı ve büyük alkış aldı. Ardından İnas Darülfünun öğrencisi Mediha Hanım, bu teşebbüslerinden dolayı tıbbiyelilere teşekkür eden bir konuşma yaptı.

Prof. Dr. Çınar Başekim
Bayındır İçerenköy Hastanesi Radyoloji Bölümü





Bayındır Hastanesi
x

Randevu Al

* listenenler dışındaki tarih ve saate randevu almak istiyorsanız lütfen 0850 911 0 911 numaralı çağrı merkezimiz ile iletişime geçebilirsiniz

Hastanemizde kaydınız var ise direkt randevu alabilmek için tıklayınız

yukarı git