Bayındır Hastanesi Kavaklıdere
E-Tahlil Online Randevu
Gastroenteroloji

Bayındır Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü bazı mide ve bağırsak hastalıklarının ameliyat edilmeden tedavisine olanak veren teknolojik gelişmelerin tümünü kullanabilen bir bölümdür. Endoskopik işlemler için hazırlanmış özel bölümde sindirim sistemine ait hastalıkların tedavisi için gerekli ekipman sürekli hazır bulundurulmaktadır. Acil Servis, Yatan hasta ve poliklinik alanlarında hizmet veren bölümde eğitimli hemşireler eşliğinde hastalarımıza tanı ve tedavi amaçlı her türlü endoskopik girişim kesintisiz yapılabilmektedir. Gerektiğinde multidisipliner bir yaklaşımla cerrahi veya radyoloji bölümü uzmanlarının katılımıyla hastalarımızın sorunları çözülmektedir. Yatarak tedavi gerektiren hastalarımız ise hastanemizin sekizinci katında bulunan klinikte yatırılarak tedavi edilmektedir.

Gastroenteroloji Nedir?

Gastroenteroloji Özofagus (yemek borusu), mide, ince barsaklar, kolon (kalın barsaklar), anüs, karaciğer, safra kesesi ve yolları, pankreas ve periton (karın zarı) hastalıklarının tanı ve tedavisiyle ilgili bilim dalıdır.

Ne tür yakınmalarla ilgilidir? Hastalar yutma zorluğu, yutarken göğüste ağrı hissi, midede yanma, ekşime, mide-karın ağrısı, bulantı, kusma, sık geğirme, şişkinlik, ishal, kabızlık, gaytada kan, parazit, makatta ağrı, yanma, kaşıntı, şişkinlik, kilo kaybı, sarılık, halsizlik gibi yakınmalarla başvururlar.

Gastroenteroloji Bilim Dalının Ana İlgi Alanları

• Gastroözofajeal Reflü (GÖR)
Mideden yemek borusuna asit, safra tuzları gibi yemek borusu iç yüzeyini tahriş edebilecek sıvıların kaçması sonucu oluşur. Bu olay genellikle yemek borusu alt tarafındaki kapının geçici olarak gevşemesi sonucu oluşur. Midede yanma, ekşime, geğirme, şişkinlik, ağrı, yutma zorluğu, yutarken göğüste ağrı oluşabilir. Öksürük, nefes darlığı, ses kalınlığı, boğazda gıcık hissi, dişlerde erken çürüme oluşturabilir. Hastalık ilerledikce yemek borusu ülseri, darlığı ve hatta kanseri oluşturabilir. Tanıda pHmetre, endoskopi önemli metodlardır. Endokopiyle biyopsi alınarak özellikle kansere dönüşme riski olan Barrett araştırılır. Eğer Barrett saptanırsa bu vakaların 2-3 yılda bir endoskopiyle takip edilmesi gereklidir. Tedavide bazı gıdaların (çukulata, çay, acı, kahve, kırmızı şarap, soğan gibi) azaltılması istenir. Yaşam biçiminin düzenlenmesi (yedikten sonra 2 saat yatmamak, kilo vermek gibi) arzulanır. Tedavide asit azaltıcı ilaçlar (lansoprazol, esomeprazol, omeprazol, pantoparzol, rabeprazol, nizatidin, famotidin, aljinat gibi) oldukca başarılıdır. Endoskopik tedavi metodları (yemek borusunun daraltılması için) halen yurt dışında deneme aşamasındadır. Bazı vakalar cerrahiye yollanır.

• Gastrit, Ülser
Mide iç yüzeyinin iltihaplanması, tahriş olmasıdır. Ülserde ise mukozada, iç yüzeyde doku kaybı, yara olmasıdır. Ağrı, yanma, kazıntı, erken acıkma, bulantı, kusma, şişkinlik olabillir. Aspirin başta olmak üzere bazı ağrı kesiciler, bazı ilaçlar, alkol, sigara, bazı ailesel hastalıklar ve Helikobakter Pilori ana sebeplerdir. Kanama durumunda kanlı ya da kahve telvesi şeklinde kusma, siyah, kötü kokulu dışkı ya da kırmızı, vişne rengi dışkı şeklinde olabilir. Kanama şüphesinda hemen hastaneye başvurmak gerekir. Ülser ve gastrit teşhisinde endoskopi çok duyarlı bir metoddur. Tedavide hastalığı oluşturan etkenlerin giderilmesi lansoprazol, esomeprazol, omeprazol, pantoparzol, rabeprazol, nizatidin, famotidin, ranitidin ve antiasitler kullanılır. Sıkı diyet gerekmez. Dokunan gıdalardan kaçınılması, öğün atlanmaması, özellikle aç karına greyfrut suyu, kola gibi gıdalardan kaçınılması önerilir. Ülsere bağlı mide çıkışında darlık, ülser delinmesi, diğer organlara yapışma kanama gibi komplikasyonlar gelişebilir. Kanama endoskopik tedaviyle büyük ihtimalle giderilir. Darlık yine endoskopik tedaviyle açılabilir. Bazı vakalar ise cerrahi tedavi gerektirir.

Peptik ülser, yemek borusu (özofagus), mide ve oniki parmak barsağının (duodenum) iç yüzeyinde doku kaybı nedeniyle oluşan, halk arasında yara teriminin kullanıldığı bir hastalıktır. En fazla oniki parmak barsağında görülür. Üst sindirim sistemi iç yüzeyindeki doku kaybı, saldırgan faktörlerin (asit, pepsin gibi enzimler v.s) koruyucu faktörlere (kan dolaşımı, bikarbonat salgılanması, mukus salgısı, hücre yenilenmesi gibi) üstünlük sağlaması sonucunda oluşur. Peptik ülser hastalığının özellikle bahar aylarında tekrarladığı birçok araştırmayla desteklenmiştir.

Peptik ülserin bilinen en önemli nedeni mide iç yüzeyine yerleşen ve salgıladığı bazı maddelerle doku hasarı oluşturan bir bakteri olan Helicobacter piloridir. Helikobakter pilorinin hastalıktaki öneminin anlaşılmasından sonra tedavi protokolleri tamamen değişmiş ve tedavideki başarı çok yükselmiştir.

Steroid grubu olmayan bazı antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ) (aspirin, apranax gibi ağrı kesiciler, romatizma ilaçları) ülser oluşumunda sigarayla birlikte ikinci ve üçüncü derecede rol oynar. Bazı antibiyotikler, stres, mastositoz ve gastrinoma gibi bazı ailevi hastalıklar, kanda kalsiyum fazlalığıyla seyreden paratiroid bezi hastalıkları, erkek cinsiyet, sepsis, kalp yetmezliği, bronşit ve astım gibi kronik obstrüktif akciğer hastalıkları, böbrek yetmezliği gibi ciddi sistemik hastalıklarda ülser sıklığı belirgin olarak artar. Düzensiz, dengesiz beslenmek, uzun süreli açlık, öğün atlamak ülser hastalığını ortaya çıkarabilir. Ülser yapan gıda bilinmemekle birlikte bazı gıdaların (kola, soda, kızartma, alkol, acı-ekşi-baharatlılar gibi) mevcut ülseri azdırdığı ve yakınmaları yoğunlaştırdığı bilinmektedir.

Peptik ülserde karın orta üst kesimindeki şiddetli ağrı en tipik yakınmadır. Ağrı sırta, göğüse, yanlara, karnın alt kesimlerine uzanabilir. Belirtiler ülserin yerine göre değişebilir. Örneğin yanma ekşimeyle birlikte olan göğüs ağrılarında yemek borusu ülseri ayırıcı tanıda yer almalıdır. Özofagus ülserine bağlı ağrı kalp ağrısıyla karışabilir. Açlıkta olan yemekle azalan ağrı duodenal, tokluk ağrısı daha ziyade mide ülserini akla getirir. Ülser hastası ağrıyla uyanabilir. Öte yandan özellikle ağrı kesici alanlarda, diabetik hastalarda ve yaşlı kişilerde ülser olmasına rağmen ağrı görülmeyebilir. Ülser vakalarının yaklaşık %5 kadarı ağrıdan yakınmaz. Bulantı, kusma, şişkinlik, geğirme, yanma, kazıntı, erken doyma veya erken acıkma görülebilir. Siyah renkli dışkılama, kanlı dışkılama, kan veya kahve telvesi tarzında kusma, solukluk, halsizlik ülser kanamasının belirtileri olabilir. Demir hapları, bazı prostat ilaçları, bizmut tuzları gibi bazı ilaçların siyah dışkılamaya neden olabileceği de unutulmamalıdır.

Peptik ülser tanısında detaylı öykü ve fizik muayenenin önemi yadsınamaz. Kan, gayta testleri, ultrasonografi ve bazen EKG ve direk batın ve/veya akciğer grafileriyle benzer yakınmalara sebep olabilecek diğer hastalıklar da araştırılıp hastanın mevcut durumu değerlendirilir. Bunların yanı sıra tanıyı koymada radyolojik veya endoskopik tetkikler şarttır. Baryumun yutulması sonrası çekilen filmlerle (özofagus mide duodenum grafileri) mevcut ülserlerin %50-80 kadarı tespit edilebilir. Bu nedenle gittikce daha az kullanılmaktadır. Endoskopide ise fiberoptik veya tercihen videoendoskopi sistemiyle, yaklaşık bir cm. çaplı, ucu yönlendirilebilen, hava su verme imkanı sağlayan yumuşak cihazlarla sindirim sisteminin iç yüzeyi görülebilir ve tanı %100′e yakın doğrulukla konabilir. Endoskopinin diğer avantajları ise enstruman kanalı içinden geçirilen minik yardımcı aletlerle biyopsi alınması, böylece mide iç yüzeyinde Helikobakter pilori varlığının ve dokudaki hasarın araştırılmasına olanak tanımasının yanı sıra bazı tedavi edici yöntemlere başvurulabilmesidir.



E-Dergi