Diyabet tanısı alan kişilerin tanı konulduktan sonra ne kadar incinebilir olduğunu, yaşamın belirsizliğini ve olaylar üzerinde ne kadar az kontrolü olduğunu fark ettiklerini ifade eden Erkin, diyabet sonrasında bireyin duygusal çalkantı içine girebileceğini, önceden kullandığı başa çıkma yöntemlerinin işe yaramayabileceğini dile getirdi. Erkin, bireyin diyabeti olduğunu öğrenip onun gerektirdiği yaşam stiline alışabilmesi için bir sürece ihtiyacı olduğunu söyledi.
Diyabetin duygusal aşamaları (EDA KUTU TAM BURADA KULLANILSIN HABER BUNA GÖRE AKIYOR!)
- Şok dönemi
- İnkar dönemi
- Öfke dönemi
- Pazarlık dönemi
- Depresyon dönemi
- Kabullenme dönemi
Erkin, şok döneminde bireyin diyabet tanısını öğrendikten hemen sonra sanki olayın merkezinde olan kendisi değil de dışarıdan gözlemciymiş gibi hissedeceğini bildirdi. Erkin, “Bu dönemde birey uyuşmuş gibidir. Şok döneminde çaresizlik ve utanç duyguları hissedilebilir, uyku, iştah ve sindirim sisteminde bozulmalar olabilir.” dedi.
İnkar döneminde bireyin diyabet tanısını değiştiremeyeceğini anladığından vereceği duygusal tepkileri kontrol edebilmek amacıyla kaçınma stratejilerini devreye sokacağını ifade eden Erkin, “Kişi bu dönemde diyabeti yok sayabilir. Sürekli yeni hekimlere baş vurup, getirilen sınırlamalara uymayıp, ilaçlarını kullanmayabilir.” şeklinde konuştu.
Erkin, öfke döneminde (diyabetin varlığını kabul etme sonrasında) bireyde nedenini bilmediği bir öfke duygusunun başlayabileceğini, bu dönemin bireyin ailesi ve tedavi ekibi açısından sıkıntılı bir dönem olduğunu, kişinin öfkesini rast gele çevresindekilere yansıtmaya başlayabileceğini aktardı.
Pazarlık döneminde bireyin kendince iyi davranışlar sergilerse ödüllendirileceğini, diyabetin geçeceğini ümit edebileceğini belirten Erkin diğer aşamaları şöyle anlattı
“Depresyon döneminde birey zaman geçtikçe diyabetin halen devam ettiğini fark ettiğinden pek çok şeyden yoksun kaldığını, özgürlüğünün elinden alındığını hisseder ve yoksunluk duygusu yaşabilir. Diyabetli birey hem o zamana kadar kaybettikleri hem de gelecekte kaybedebileceklerine yönelik çökkünlük, bıkkınlık ve hiçbir şeyden zevk alamama duyguları yaşamaya başlayabilir.
Kabullenme dönemi eğer diyabetli birey ilk 5 dönemi atlatabildi ise başlar ve başına gelenle ilgili olarak öfkesinin dindiğini ve çökkün (depresif) hissetmediğini fark eder. Bu aşamaya gelindiğinde diyabetli birey öfkesini yansıtabilmiş ve kayıpları için yeterince yas tutabilmiştir. Kabullenmek pes etmek değildir. Kabullenmek diyabet ile kaliteli bir yaşam sürdürülebileceğine dair ümitli olmaktır.
Psikolojik olarak sağlıklı olabilmek için kendini olduğu gibi kabul edebilmek, diğer insanlarla olumlu ilişkiler kurabilmek, kararlarında ve davranışlarında bağımsız olabilmek ve amaç edinebilmek gereklidir. Diyabet bireyin psikolojik olarak sağlıklı olmasına engel olamaz.”