Bu gelişmelerin sonucunda hastalıkları ve kişileri ailenin bir parçası olarak ele alan ve doğumdan ölümlerine kadar düzenli olarak izlemeyi gerektiren sağlık hizmeti tipine ihtiyaç duyulmuştur.
Hekimlikteki dağılarak bölünme süreci daha 1923 yılında ünlü ABD’li hekim Peabody tarafından tanımlanmıştır. Peabody “hızla genel tababete dönülmesi” yönünde uyarıda bulunmuştur. Bu uzak görüşlü uyarı ancak 1952’de İngiltere’de “College of General Practitioners”, 1960’lı yıllarda ABD’de “Board of Family Practice” kurulmuştur.
Birinci basamak sağlık hizmetinin dünya çapında artan önemi, bu alandaki uzmanlaşmayı gerekli kılmıştır.
Aile hekimi, yaş, cinsiyet, ırk ve hastalık ayırımı yapmaksızın, bireylere ve ailelere kişisel, kesintisiz, bütüncül bir birinci basamak sağlık hizmeti sunan, bu konuda uzmanlık eğitimi görmüş tıp doktorudur.
Avrupa Topluluğu ülkelerinde, 1 Ocak 1996’da yürülüğe giren karar ile yalnızca Tıp Fakültesinden mezun olmak, birinci basamakta hasta sorumluluğu almak için yeterli olmamaktadır; en az 3 yıllık uzmanlık eğitimi ( “specialization” yada “vocational training” biçiminde) zorunludur.
Aile hekimi, sağlık hizmetleri konusunda ilk başvuru noktasıdır, bireyin tüm sağlık kayıtlarını tutar ve onun hakkında geniş bilgi sahibidir. Bunu gizlilik ilkesine bağlı olarak yapar. Kolay ulaşılabilir, sürekli, kişisel, aile önceliklidir, hastalarını her açıdan, (fiziksel, ruhsal, sosyal) bir bütünlük içinde değerlendirir. Kayıtları sağlıkla ilgili araştırmalarda çok değerli bir veri kaynağıdır.
Koruyucu hekimlik hizmetlerinin uygulanmasını ve takibini doğru yapılmasını sağlar. (periyodik muayene, bağışıklama, vb.)
Kişiye ve ailesine genel ve kişinin sağlık durumuna uygun, kişinin yaşam kalitesini arttirmaya yönelik eğitim verir. Sağlık hizmetinin en önünde yer alır, tüm sağlık konularında ve sağlık hizmeti veren kişilerle olan ilişkilerde, hastanın ihtiyaçı olan yönlendirici, destekleyici hizmeti sürekli olarak hastanın yanında, hastanın tarafında olarak verir.
Etkin bir uygulama, erken tanı ve tedavi hedeflerinin ön sırasında yer alır.
Aldığı kapsamlı eğitim ve değerlendirme yeteneği ile gerektiğinde sevk işleminin en doğru yere, en doğru bilgilere ve en kısa sürede gerçekleimesini sağlar. İlgili birimlerle iyi bir koordinasyon içinde çalışır.Kronik hastalıkları olan bireyleri yakından takip eder, gelişebilecek komplikasyonları erken fark edilmesini ve gerekli erken müdahaleleri sağlar.
Hastalıkla başa çıkabilmek, tanı ve tedaviden öte şeylerde gerektirir. Kişinin iyileşmesine yardımcı olacak yada engelleyecek koşullardan haberdar olmanın gerekliliğini, hastalığa etki eden ruhsal, duygusal, entelektüel, sosyal ve ekonomik koşullarıda değerlendirmeyi bilir. Hastanın hekimine bir telefon kadar yakın olduğunu bilmesinin ona sağladığı güven ve huzur, tedavinin başarılı olmasında ve sistemin işletilmesinde önem kazanır.